Zaman örgütlenme ve dayanışmaya ayarlıdır… İhsan Hacıbektaşoğlu

Keskin bir viraja girdik. Hızlı karar vermek ve soğukkanlı davranmak zorundayız. Aksi hâlde uçurumu boylarız…

Bugünün sorusu belli; ne yapacağız?

Kapitalist devlet mekanizması tüm kurumları ile yozlaştı. Parlamento, hükümet, yargı, silâhlı güçler, eğitim -aklınıza ne geliyorsa- yönetemez hâle geldi. Bu somut bir gerçeklik olarak ortada duruyor…

Devleti ayakta tutan diğer aygıtlar kimse tarafından ciddiye alınmıyor. Medya gerçek bir yalan makinası. Dinî cemaatler pislik yuvası. Milliyetçilik silâhını yüksekte tutmaya çalışanlar suç örgütü…

İşçi ve emekçi halkın bu devlet mekanizmasından beklenti içine girmesi hayal ötesi. Burjuva devletin bu kesime tavsiyesi tektir; açlık içinde fedakârlık yapacaksınız. Başka bir seçeneğiniz yok…

Geriye ne kalıyor; işçi ve emekçi çoğunluk kendi kaderini eline alacak. Burjuva devlet kurumlarından koparak her yerde kendi karar mekanizmalarını oluşturacak…

Önümüzdeki dönem için ikili bir örgütlenme süreci öne çıkmalıdır. Birincisi bulunduğumuz her yerde bir araya gelip örgütleneceğiz. Bir araya gelmek için öyle çok detaya ihtiyacımız yok. Üç madde bile bize yeter.

Birincisi bulunduğumuz yerdeki sorunları tüm halkı içine alacak şekilde çözmeyi hedeflemek.

İkincisi tüm bu yerel örgütlenmeleri birbirine bağlamayı hedeflemek…

Üçüncüsü ise mevcut sömürü düzenini ortadan kaldırmayı hedeflemek…

Başlangıç için bu kadarı yeter.

Diğer taraftan önümüzdeki dönem büyük bir yoksullukla ifade edilecek. Öyleyse bu dönemi bölüşmeyi merkeze koyarak aşacağız. Bulunduğumuz her yerde komün hayatını yaşama geçireceğiz. Benim kilerim doluyken komşumun kileri boş olmayacak. Çocuklarımızın beslenmesi, yaşlılarımızın ihtiyaçları, öğrencilerimizin sorunları komün tarafından çözülecek…

Mahallelerde bu işleyişi kadınlarımız üst düzeyde yapar. Yeter ki biz isteyelim…

Bu durumda öne çıkan sorun nereden başlayacağız sorunudur. Öncelikle bulunduğumuz işçi emekçi mahallelerinden yola çıkacağız. Mahallemize gömülüp orada çalışacağız. Mahallenin tüm özelliklerini öğreneceğiz. Ortalama gelir düzeyi, kiraların durumu, işsizlik oranı, kültürel yapısı çalışmalarımızın başarısını direk etkileyecektir.

Yaratacağımız ilk özgün örnekler diğer mahallelere de esin kaynağı olacaktır. Ve kısa zaman içinde gericiliğin kalelerine dönmüş diğer emekçi mahalleleri de yüzünü bize çevirecektir.

Bu döneme damgasını vuracak olan esas çalışma ise üretim alanlarında (fabrikalar, üretim havzaları, dağınık işkolları) yaratılacak olan sınıf eksenli örgütlenmeler olacak. Birleşik İşçi Kurultayı bu çalışmanın öne çıkan en özgün örneğidir.

Ve aslında üretim alanlarında yürütülen örgütlenmeler ile emekçi mahallelerinde yürütülen örgütlenmeler birbirini destekler örgütlenmelerdir. Kısa zamanda eşgüdüm içine girmeyi hedeflemelidirler…

Unutmamamız gereken şudur; gelecek olan ilk dalgada büyük kazanımlar elde edemeyebiliriz. Böyle bir dalgayla ülkede sol rüzgârları egemen hâle getirmeyi başarırız. İlk elde böyle bir başarı, gerek sol hareketi, gerekse kitle hareketini büyük bir moral üstünlüğe taşıyacaktır.

Önümüz bahardır. Toprak ana tüm bereketini bizlere sunmaya hazırdır. Toplumların baharı büyük altüstleri ifade eder. Çürümüş olan yok olacak yeni bir toplum aşağıdan yukarıya doğru filizlenecektir.

Yeni toplumun öncüleri bugünden gelecek ortakçı ve özgür toplumun özgün örneklerini yaratmalıdır. Kapitalist toplumun yoz bireyci kültürünü çevremizden başlayarak mezara gömmenin zamanıdır.

Şimdi bulunduğumuz her mahalle, işkolu, dernek, sendika ve tüm alanlarda birken iki olmayı, iki iken daha da çoğalmayı ve kök salmayı önümüze ilk hedef olarak koymalıyız…

Durmanın, birilerini beklemenin ve korkmanın zamanı değil…

Artık zaman bu ülkede örgütlenme ve dayanışmaya ayarlıdır…