Yasaklı coğrafya. Yok saymakla yok olmuyor… İhsan Hacıbektaşoğlu

‘Reis’, 2 Mart Trabzon konuşmasında yine gerilimi yükselten bir konuşma yaptı.

‘Büyük Reis’ HDP’lilere; “Bu ülkede Kürdistan diye bir yer yok. Çok seviyorsan Irak’ın kuzeyinde Kürdistan var, yallah oraya git, Kürdistan’a. Sizin bu ülkede yeriniz yok.” diye seslendi…

‘Reis’ sadece Trabzon’da değil, Giresun, Erzurum mitinglerinde de benzer şeyler söyledi…
Bu konuşmaların üzerine bir takım tepkiler oldu. Ne ki bu tepkiler oldukça yetersiz kaldı…
Önce şöyle yakın bir geçmişe gidelim. Erdoğan henüz başbakandı ve ülke çözüm sürecini yaşıyordu.

Ele avuca sığmaz ulusalcılar Erdoğan’ı Kürt gerçeğini kabul ettiği için ve İmralı üzerinden HDP aracılığıyla PKK ile görüştüğünden dolayı yerden yere vuruyordu.

Erdoğan milliyetçi cepheden gelen saldırılara karşı ciddi bir direniş gösteriyordu. İşte bu dönemde mecliste yaptığı bir konuşmada; “kurucu meclisin tutanaklarına bakarlarsa, orada ‘Kürdistan’ kelimesini görecekler” demişti ‘Reis’…

Hasılı aynı yetkili ağızdan birbirine zıt iki ayrı değerlendirme çıktı.

Dün var olan bugün yok oldu…

Asla sorgulamadan biat edenler için iş kolay. “İtaat et rahat et” düşüncesi içindeler. Üstüne bir de “dünya lideri” etiketi yapıştırdıkları ulvi bir şahsiyetin sorgulanması kendi inançlarının yerle yeksan olması anlamına gelir. Çünkü inanç sorgulanmaya gelmez…

Bu durumda bizim işimiz yaş oluyor. Herşeyi sorgulayan, didikleyen bir kafa yapımız var. Bütün belalar da bu nedenle bizim başımıza geliyor…

Peki biz ne yapıyoruz? Derhal tarihin labirentlerine girip araştırmaya başlıyoruz. Ve görüyoruz ki ‘Reis’ ilk konuşmasında haklı. Adı yasak coğrafya varmış…

Hani birAtlantis kıtası hikayesi vardır. Böyle bir kıta vardı, ya da hiç olmadı demek iddia sahiplerine yük bindirmez. Gizemli bir döneme dair merak uyandıran, hani biraz da eğlenceli bir tartışma yürütmenin kime ne zararı olabilir. Ayrıca bugün tek bir insan bile “ben Atlantisliyim, kendi dilim, kültürüm ve çok zengin bir tarihim var” iddiası içinde değil…
Fakat bugün tüm canlılığıyla yaşayan ‘yasaklı coğrafya’ için durum böyle değil. Binlerce yıldır aynı bölgede yaşayan, tüm baskılara rağmen dili ve kültürünü bugüne taşımış milyonlarca insan ortada durmaktadır. Sadece bu kadar da değil. Bu insanlar biz Kürdüz diye haykırmaktadır. Yetmedi kimliklerine sahip çıkan siyasi oluşumlara da büyük destek vermekten geri durmamaktadırlar…

Bu gerçekleri kim inkâr edebilir…

Reis ise çıkmış milyonlarca insana “gidin” diyor. Adres de gösteriyor. Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan’ı işaret ediyor…

Aklımda deli sorular. ‘Reis’ ve sevenleri sürekli Osmanlı’ya öykünür. Reis’in işaret ettiği Irak’ta kalan Kürdistan geçmişte Osmanlı toprağıydı. Öyleyse Osmanlı’da Kürdistan vardı. Irak diktatörü Saddam bu gerçeği yok saydı. Halepçe katliamıyla Kürtler üzerine katliam uyguladı.
Sonuç ne oldu? Saddam tarihin karanlık sayfalarına gömüldü. Kürtler ise tüm acılara rağmen aynı coğrafyayı Kürdistan gerçekliğine dönüştürdü…

Gelelim bizim ülkemize. ‘Reis’ten alıntı yapayım. İlk meclis tutanaklarında Kürdistan vekillerinden sözedilir. Buna göre Ankara’da kurulan meclis Osmanlıdan devraldığı üzere Kürdistan gerçeğini kabul ediyor. Ve oradan gelen mebuslara da Kürdistan mebusu diyor…
Sonra ne mi oluyor? Koca bir coğrafya yasaklanıyor….

Neden yasaklandığını anlatmayacağım. Meraklısı okuyup araştırsın…

Asıl ironi ise şudur; ‘Reis’ Kürdistan yoktur seslenişini sürekli öykündüğü Osmanlının Lazistan merkezinden yapıyor…

Çok özür dilerim. Aslında Lazistan da yoktur…

Ve aslında Anadoluyu Anadolu yapan onca medeniyet de hiç yaşamamıştır. Anadolu, tarihi boyunca Sünni İslam inancına bağlı Türklerden ibaret bir ulusun toprakları olmuştur…

Ya bu iddiaya hiç sorgulamadan itaat edin, ya da defolun gidin…

6 Mart 2019