Tutuklu Avukatlardan adil yargılanma talebiyle açlık grevi

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu üyesi 17’si tutuklu 20 avukat 363 gün sonra; 10 Eylül Pazartesi günü yargıç karşısına çıkarılacak.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu avukatların 27 Ağustos 2018 tarihli tutukluluk incelemesinde skandal bir karara imza attı. İnceleme sonucunda avukatların duruşmada Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile savunma yapmak istememeleri ve duruşmada hazır edilmelerine ilişkin talepleri “Yol mesafesi”, “Güvenlik açısından doğabilecek riskler” ve “Araç ve kadro durumu” gerekçeleriyle reddedildi. Ayrıca avukatların tutukluluklarının devamına karar verildi.

Yedi ayrı kentte tutuklu bulunan 17 avukat, 10 Eylül’deki ilk duruşmaya bizzat katılmak istediklerini açıkladı.

Tutuklu avukatlar açlık grevine başladı

Mahkemenin SEGBİS kararı kalkmazsa ifade vermeyeceklerini belirten avukatlar açlık grevine başladıklarını duyurdu.

Davanın tutuksuz sanıklarından avukat Ezgi Çakır bianet’e yaptığı açıklamada, tutuklu avukatların bu karara karşı duruşmaya bizzat katılma talebiyle açlık grevine başladığını söyledi.

Çakır, SEGBİS ile yargılamanın sanıksız yapıldığını, bunun adil yargılama ilkesine de aykırı olduğunu belirtti.

“Soruşturma, dava, tutuklamalar İstanbul’da”

Avukat Ezgi Çakır, avukatların İstanbul’da tutuklandığını, soruşturma ve dava da İstanbul’dayken farklı kentlere gönderildiklerini anlattı:

“Mahkeme, SEGBİS’le ifade alma kararına gerekçe olarak, tutuklu kaldıkları hapishanelerin yargı çevresi dışında olmasını gösterdi. Mahkemeye getirmek yerine bulundukları hapishaneden görüntü ve sesli ve daima aksak bir sistemle ifade almayı tercih ediyorlar.

“Ancak 17 meslektaşımla beraber yargılandığımız dava, Bakırköy’de görülecek soruşturma İstanbul’da yürütüldü, avukatlar İstanbul’da tutuklandı ama yedi ayrı kentteki hapishanelere sürgün edildiler. Ve şimdi mahkeme ayrı kentlerdeler diye SEGBİS kararı verdi.”

 

“SEGBİS ile tüm bu temel haklar gasp ediliyor”

Çakır, SEGBİS sistemini avukatların neden reddettiğini ise “Yargılamanın temel ilkelerinden bir tanesi yüzyüzelik, bir diğeri duruşmada hazır bulunma hakkı ve ayrıca doğrudanlık. SEGBİS ile tüm bu temel haklar gasp ediliyor” diye açıkladı.

Avukat Çakır ayrıca, “SEGBİS sanıksız savunmasız yargılamanın önünü açıyor, adil yargılanma hakkının önünde, çelişmeli yargılama ilkesinin önünde büyük engel” dedi.

Tutuklu avukatların aileleri çocuklarının duruşmaya getirilmeyecek olmalarına tepki göstererek, “Avukatlar tutuklanır tutuklanmaz farklı illere sürülürken yol mesafesi gözetilmedi. Savunma yapmalarının önüne geçmek için verilen bu karar kabul edilemez” dediler. Tutuklu avukatların ise SEGBİS zorlamasına karşı bugünden itibaren açlık grevine başlama kararı aldıkları ve eylemlerini duruşma gününe kadar sürdürecekleri öğrenildi.

‘Adam mı öldürdüler?’

Burhaniye T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Avukat Aytaç Ünsal’ın annesi Avukat Nermin Ünsal, oğlunun ve meslektaşlarının tutuklanmasının hemen ardından İstanbul dışındaki cezaevlerine sevk edildiklerini anımsatarak, “Her birini bir yere sürerken, araç durumu, masraf, aileler dikkate alınmadı. Tutuklu avukatlar adam mı öldürdüler ki güvenlik gerekçesi gibi bir konu öne sürülüyor. Ayrıca Silivri Cezaevi’nde tutuklu olan avukatlar Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen’in duruşmaya getirilmesi yönünde celp yazılmış. Edirne’de, Tekirdağ’da tutuklu olan avukatlar var. Onlar neden getirilmiyor. Edirne ve Tekirdağ, Silivri’den çok mu uzakta?” diye konuştu.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: “12 Eylül 2017 günü büroları, evleri basılarak gözaltına alınan, 20 Eylül günü tutuklanan halkın avukatları bir yıl tutuklu kaldıktan sonra hâkim karşısına çıkacaklar. Ama çıkamayacaklar. Neden çıkamayacaklar çünkü mesleki faaliyetlerinden dolayı yargılanan ve cezalandırılmak istenen halkın avukatları duruşmaya çıkarılmak istenmiyor. Duruşmada bulundukları cezaevinden SEGBİS ile duruşma salonuna bağlanmaları isteniyor. Buna sürekli itiraz edilmesine rağmen mahkeme bunu sürekli olarak reddediyor. Reddedilmeye gerekçe olarak ise yol masrafı, yol mesafesi, güvenlik gerekçesi gibi şeyleri bahane olarak sunuyor. Tutuklu avukatlar daha öncede tutuklu yargılandılar ancak duruşmalara getirildiler. Burada yapılmak istenen meslektaşlarımızın duruşmaya çıkarılmak istenmemesidir.”

Çözüm kolay ama…

Yaşanan durumun çok basit bir çözümü olduğu belirtilen açıklamada, “Avukatlar bulundukları illerden duruşmanın yapılacağı ildeki cezaevlerine getirilebilirler. Duruşma bitene kadar orada kalırlar. Duruşma bittikten sonra ise tahliye edilenler evlerine, edilmeyenler tekrar bulundukları cezaevine geri götürülürler. Mahkemenin kararı hukuki değil. Hukuki olsaydı hepsi duruşmaya getirilirdi. İçi boş bir iddianame var, asılsız iftiralarla onlarca yıl sürecek hapis cezası istemiyle yargılanıyorlar ve hâkim karşısında söz söyleme hakları ellerinden alınıyor” denildi.

Avukatların çoğu 12 Eylül 2017’de bürolarına yapılan polis baskının ardından gözaltına alınmış, 20 Eylül’de de tutuklanmıştı. Selçuk Kozağaçlı da 13 Kasım 2017’de tutuklanmıştı

Tutuklu avukatların isimleri ve tutuldukları cezaevleri şöyle:

  • Behiç Aşçı ve Aytaç Ünsal Burhaniye T Tipi Cezaevi
  • Şükriye Erden ve Didem Ünsal Karabük T Tipi Cezaevi
  • Naciye Demir, Barkın Timtik ve Zehra Özdemir Bolu T Tipi Cezaevi
  • Ebru Timtik ve Yağmur Evin Balıkesir T Tipi Cezaevi
  • Aycan Çiçek ve Ayşegül Çağatay Düzce T Tipi Cezaevi
  • Süleyman Gökten Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Cezaevi
  • Engin Gökoğlu Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Cezaevi
  • Ahmet Mandacı ve Özgür Yılmaz Edirne F Tipi Cezaevi
  • Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen de Silivri Cezaevi

Cumhuriyet, Gazete Karınca