Şule Çet davası: Bilirkişi raporuna göre intihar değil

Mahkemede Şule Çet’in düştükten sonraki görüntüleri gösterildi. Bu sırada salon adeta buz kesti. Birçok kişi kafasını çevirdi, kimisi gözyaşlarını tutamadı.

Bir plazanın 20. katından atılarak öldürülen üniversite öğrencisi Şule Çet davasının ikinci duruşması bugün görüldü.

Duruşmada sanık Çağatay Aksu’nun Şule Çet’in babasına dönerek “Kızınıza sahip çıksaydınız” demesi salonda gerginliğe neden oldu. Avukatlar, bu sırada jandarmanın kendilerini ‘dışarıda gösteririm’ diye tehdit ettiğini belirtti. Suçlamaları reddederken ikna edici cevaplar veremeyen sanık Çağatay Aksu’nun davranışlarından dolayı cezaevinde iki defa ödül aldığını belirterek, “Adamlar gözünün içinden tanıyor suçlu musun değil misin” demesi dikkat çekti.

Artı Gerçek’ten Derya Okatan’ın haberine göre, Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma için çok sayıda kentten yüzlerce kişi Ankara’ya geldi. Şule Çet İçin Adalet Komisyonları’nın çağrısıyla adliye önünde toplanan ve çoğunluğu genç kadınlardan oluşan kalabalık, basın açıklaması yaptıktan sonra adliyeye geçti.

Yoğun katılım nedeniyle birçok kişi salona giremedi

Duruşma salonunun önünde adeta izdiham yaşandı. İzleyicilerin salona girmesi dakikalar sürdü. Çok sayıda avukat ile kalabalığın büyük kısmı salona giremedi. Bu durum alkışlarla protesto edildi, salonun önünde ‘Şule için adalet’ sloganı atıldı. Salona girişte yaşanan sorunlar nedeniyle duruşma gecikmeli başladı.

‘Cinayet’, ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘hürriyeti tahdit’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39’ar yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanıklar Berk Akand ve Çağatay Aksu ile avukatları duruşma salonunda hazır bulundu. Salonda yoğun güvenlik önlemleri alındı. Milletvekilleri ve çeşitli kurumlardan temsilcilerin de izlediği duruşmada Şule Çet’in ailesi, avukatlarıyla birlikte oturdu.

Sanıklar ve avukatları ‘intihar’ iddiasını sürdürdü

Zaman zaman gerginliklerin yaşandığı duruşmada, Çet ailesinin avukatları mahkemeye yeni deliller sunarken, sanıklar ve avukatları intihar iddiasını sürdürdü. Avukatlar, bu iddiaya sadece üç delil gösteriyor: Şule’nin kanında bulunan Mirtazapin adlı ilaç, sosyal medya hesabından paylaştığı bir intihar videosu ve babasının para göndermediği iddiası. Sanıklar da ifadelerinde iddiaları çürütecek yanıtlar yerine Çet ailesi ve avukatları ile oluşan kamuoyu tepkisini hedef almayı tercih etti.

‘Deliller karartıldı’

Duruşmada ilk olarak söz alan Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım, sanıkların anlattığı hikayenin gerçek olmadığını belirterek, yok edilen delilleri sıraladı: Pervaz önündeki parmak izi silindi, içki şişeleri yan odadaki ağzı bantlı kutulara saklandı, bardaklar yıkandı, müzik dinlenen bilgisayarın saati değiştirildi.

Deliller karartıldığı için odanın çok muntazam göründüğünü ifade eden Avukat Yıldırım, sanıkların çektiği video ile olay yeri incelemenin çektiği fotoğraflarda koltuk ve perdelerin farklı görüldüğüne dikkat çekti. Cep telefonu sinyallerine göre Berk Akand’ın uyumadığını söyleyen Yıldırım, olayın gerçekleştiği camın duvarında Berk Akand’ın sol avuç içi izinin bulunduğunu hatırlattı.

 

İlacın kutusu hiçbir yerde yok

Şule Çet’in vücudunda bulunan Mirtazapin adlı ilacın uyku bozukluğunda kullanıldığını hatırlatan Yıldırım, ancak bu ilacın kutusunun Şule’nin ne çantasında ne de evinde bulunduğunu belirtti. Sanık avukatları, daha önceki savunmalarında bu ilacın intihara yol açabileceğini savunmuştu. Bu duruşmada iddialarını yinelediler, ilacın prospektüsünde 24 yaşından küçüklerde intiharı tetikleyebileceğinin yazıldığını ileri sürdüler.

Sanık avukatlarının Şule’nin intihar ettiği iddiasını güçlendirmek için babasının para gönderip göndermediğinin araştırılması için mahkemeye dilekçeye verdiğini de hatırlatan Yıldırım, “Hangi birimiz babamız para yollamadı diye intihar ederiz, gidip kendimizi bir plazanın 20. katından gece 4’te atarız” diye sordu.

Sanık Akand: İçimin geçtiğini söylüyorum

Ardından sanıklar söz aldı. Berk Akand, “Yatak yorgan uyuduğumu söylemiyorum zaten, içimin geçtiğini söylüyorum” dedi. Avukat Yıldırım’ın, sanık Çağatay Aksu hakkında itiraflarda bulunduğu sözlerine yanıt veren Akand, “Ben itirafçı falan olmadım. Sadece Alev savcıya Çağatay’ın bardakları yıkadığını söyledim. Savcı, ‘kız düştükten sonra bardak mı yıkadı’ dedi, ben de ‘evet’ dedim. Ama savcı kayda geçmemiş” diye konuştu.

Çağatay Aksu’nun avukatı Levent Erkmen, önceki duruşmada “Zaten bakire değil” dediğinin iddia edildiğini, böyle bir beyanı olmadığını belirtti. Bunun üzerine hakim, “Öyle olup olmamasının zaten olayla ilgisi yok” diye konuştu.

Keşif talebi

Berk Akand’ın avukatı İskender Fatih Balkış, “Bir cinsel saldırının ardından katletmiş olsalardı uyduracakları senaryo bu olmazdı” dedi, ancak iddiaları çürütecek bir savunma yapmaması dikkat çekti. Balkış, olay yerinde keşif yapılmasını talep etti.

Sanık avukatı incelemeye karşı çıktı

Berk Akand’ın diğer avukatı Paşa Büyükkayaer ise Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım’ı hedef aldı, ciddiyeti olmayan iddialar ortaya attığını söyledi. İç çamaşırının kayıp olduğunun 10 ay sonra açıklandığını belirten Büyükkayaer, halıdaki kan lekesinin incelenmediği, kalçasındaki ısırık izi gibi bilirkişi raporunda geçen tespitleri hatırlattı. Ancak Büyükkayaer, tüm bunların incelenmesi talebinin mahkemece kabul edilmesini eleştirdi.

Avukatın savunma yaptığı sırada tanık olarak dinlenecek olan Çağatay Aksu’nun annesi usule aykırı olduğu halde salona alındı. Avukatların tepkisi üzerine tanık salondan çıkarılırken, durum zapta geçirildi.

‘Zengin oğlan fakir kız piyesine dönüştürüldü’

Duruşmada daha sonra tanıklar dinlendi.

Çağatay Aksu’nun annesi, kamuoyunda oluşan tepkiden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Zengin olmadıklarını söyledi, “Zengin oğlan fakir kız piyesine dönüştürüldü” ifadesini kullandı. Olay gecesini anlatırken oğlunun Ramazan’da alkol almasına sinirlendiğini söyleyen Aksu’ya, salondan “Oğluna sahip çıksaydın” diye tepki geldi.

Sanık Aksu: Kızınıza sahip çıksaydınız

Bunun üzerine Çağatay Aksu da Şule Çet’in babasına dönerek “Siz de kızınıza sahip çıksaydınız” dedi. Aksu’nun bu sözleri salondaki gerginliği arttırdı, uzun süre tartışma yaşandı. Avukatlar, jandarmanın kendilerini ‘dışarıda gösteririm’ diye tehdit ettiğini açıkladı.

‘Çağatay beni rahatsız ediyor diyordu, hayat doluydu, intihar ihtimali sıfır’

Gerginliğin sona ermesinin ardından tanık ifadelerine devam edildi. Şule’yi 6 yıldır tanıdığını ve çok yakın arkadaş olduklarını söyleyen tanık, “Hayat doluydu, intihar edebilme ihtimali sıfır” dedi. Şule’nin kendisine “Çağatay beni rahatsız ediyor” dediğini anlattı.

Şule’nin eski erkek arkadaşı ise avukatların intihar iddiasına dayanak olarak sundukları rapor hakkında konuştu. Raporun 2016 Eylül ayında alındığını, aralarındaki sorunlar nedeniyle psikoloğa birlikte gittiklerini ve doktorun Şule’ye ilaç vermediğini söyledi.

‘Burası kadın programı değil’

Avukat Onur Tatar, sanık avukatlarının mahkemeye sunduğu Adli Tıp görevlisi Mehmet Nuri Aydın imzalı raporu hatırlattı. Raporda, “Tenhada içki içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiştir” deniliyordu. Tatar, bu raporu sunduklarına göre, sanık avukatlarının bu görüşe katıldığına işaret eti. Bu sırada, sanık avukatı Paşa Büyükkayaer, “Burası kadın programı değil” diye bağırdı. Salondan tepkiler yükseldi.

‘İlaç şule’nin direncini kırmak için verildi, her şey planlanmış’

Avukat Tatar, Şule’nin bedenindeki piercingden, geceleri nerelere gittiğine karar pek çok şey konuşulduğunu belirterek, “O zaman bedenindeki delilleri de konuşalım. Elle boğma olgusu var, boyun kırığı. Kalçada ısırık izi var. Tırnak aralarında doku var, iki ayrı erkeğe ait. Anal bölgede tükürük var. Hadi doku tokalaşarak geçti(!), bu da mı tokalaşarak geçti. Tokalaşmadınız tecavüz ettiniz. Anal ve vajinal bölgede penetrasyon tespit edildi, tecavüz girişiminde bulunulduğu ve başarıya ulaştığı ortada” diye konuştu. Avukat Tatar, Mirtazapin adlı ilacın Şule’nin direncini kırmak için sanıklar tarafından verildiğini de belirterek, “Herşey planlanmış, tasarlanmış” dedi.

Düşme mekaniği raporu sunuldu

Avukat Ferhat Gebeş, mahkemeye Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan düşme mekaniğine dair rapor sundu. Çağatay Aksu, ifadesinde Şule’nin yüzü ve elleri aşağı gelecek şekilde, beline kadar camdan aşağı sarktığını ve kendisinin tutamadığını söylemişti. Avukat Gebeş ise bir oyuncak bebekle anlatarak, düşmenin bu şekilde olamayacağına işaret etti.

Şule’nin görüntüleri gösterilince salon buz kesti

Gebeş konuşurken salona kurulan sinevizyondan Şule’nin düştükten sonraki görüntüleri gösterildi. Bu sırada salon adeta buz kesti. Birçok kişi kafasını çevirdi, kimisi gözyaşlarını tutamadı.

Avukat Gebeş’in anlatımına göre, Şule düştükten sonra sol ayakkabısı sağ dirseğinin altında görülüyor. Bu, ayakkabının Şule’den önce düştüğünü gösteriyor. Sağ ayakkabısı ise Şule’den 155 cm uzaklıkta ve bağcıkları açık. Sol ayakkabının içerisinde bir tane çorap var, ancak çorabın eşi hiçbir yerde yok. Avukat Gebeş’e göre, bu fotoğraftan Şule’nin, sanık Çağatay Aksu’nun anlattığının aksine sırtı yere, yani yüzü gökyüzüne bakacak şekilde düştüğü anlaşılıyor. Bu da olağan bir intihar şekli değil.

Aksu cezaevinde aldığı ödülle övündü

Avukat savunmalarının ardından sanıklar yeniden söz aldı. Çağatay Aksu, iddiaları çürütecek ciddi yanıtlar yerine, şu ifadeleri kullandı:

“Senaryolardan bıktım. Cezaevinde davranışlarımdan dolayı iki defa ödül aldım. Adamlar gözünün içinden tanıyor suçlu musun değil misin. Ayakkabı konusunda benim beynimle dalga geçiyor, 70 metreden atılıyor, ayağından çıkması lazım. Ne çorabı ne ayakkabısı. Orası cami mi niye ayakkabı çıkaralım, niye çorap çıkaralım.Erkek arkadaşı benim yerime şüpheli olarak burada olmalı.”

Berk Akand ise “Tecavüz davasında DNA’ların havada uçuşması lazım, DNA yok” ifadesini kullandı. Akand da iddiaları çürütecek yanıtlar veremedi.

Keşif yapılacak

Mahkeme heyeti, Şule Çet’in telefon kayıtlarının incelemesi ve psikolojik durumuyla ilgili rapor alınmasına karar verdi. Ayrıca, olay anındaki tüm konuşmalar kamera görüntülerinden dudak okuma yöntemiyle incelenerek mahkemeye sunulacak. Bir sonraki duruşmada Şule’nin erkek arkadaşı tanık olarak dinlenecek. Olay yerinde keşif talebini kabul eden mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 10 Temmuz’a erteledi.

Duruşmanın ardından kadınlar, adliye koridorlarından ‘Şule için adalet’ sloganıyla yürüyerek adliyeden çıktı.