Kriz halleri…

İşçi Gazetesi, işçilere yaşanan ekonomik krizin yaşamlarına etkilerini sorduğu röportajlarla, ‘Aynı gemide’ masalının gerçekteki anlamını işçilerin dilinden aktarıyor. Anlatılan senin, bizim hikayemizdir…

İşçi Gazetesi’nin “Kriz halleri” haberini olduğu gibi yayınlıyoruz:

Bir kısmı gazetemizin okuru da olan kardeşlerimize krizin yaşamını nasıl etkilediğini sorduk, bir-iki cümleyle özetlemesini istedik.

Yanıtları okurlarımızla paylaşıyoruz; İşte bizimkilerin kriz halleri:

Market işçisi Muharrem: Sarıyer Market zincirinin birinde çalışıyorum. Ekonomik kriz bizim patrona da bahane oldu. Asgari ücretin yüksek olduğunu bahane eden patron 50 işçiyi işten çıkardı. Küçülmeye gidiyorlarmış.

Benim olduğum şubede manav reyonunda 2 kişi çalışıyorduk, yine de zor yetiştiriyorduk, yanımdaki arkadaşı çıkardılar. “Eleman alacak mısınız, işlere yetişemiyorum” dediğimde, “yok almayacağız, bundan sonra böyle çalışılacak” dediler. Maaşlarda ekstra bir fark var mı? O da yok!

Tamamen bir sömürü sistemi… Yaklaşık 15 yıldır çalışıyorum, şimdi iki kişinin yapacağı işi yapıyorum, aldığım maaş 3 bin lira. İstanbul’da 3 bin liranın üçte ikisi zaten kira ve faturalar demek…

Yönetici Asistanı; Kadın; Yaş 34; İşsiz: Alım gücümüz azaldı. Bir şey alırken artık beş defa düşünür olduk. İnsanların yaşam standartları düştü. Zaten zor olan ülke şartları içinden çıkılmaz bir hal aldı. Çocuklarımızın geleceğini kara kara düşünür olduk. Başıma daha neler gelecek diye düşünmekten bu ülkenin hali ne olacak demekten kendimizi alamıyoruz.

Nalbur mağazası işçisi: Satışlar düştü. Patron psikolojik baskı yapıyor, işi bırakıp gidelim diye. Bir arkadaşım bu baskılardan dolayı dayanamadı, işten çıktı. Ben mecburen sabrediyorum şimdilik…

Bir Meslek Lisesi öğrencisi: Krizin büyümesi ve derinleşmesi, benim gibi metropolde yaşayan ve uzak yerlere okula giden öğrencilerin ulaşımında, masraflarında büyük etki etti. Ayrıca psikolojik olarak büyük bir umutsuzluğa itildim. Bence bu umutsuzluğun yenilmesinin tek yolu işçilerin birleşmesi ve bu ablukayı dağıtmasıdır…

Bir tekstil işçisi: Tekstilde çalışıyorum. Krizin faturasını hep ödüyoruz. Mesela yapılan zamlarla maaşlarımız iyiden iyiye erimekte ve yaşamımız daha da zorlaşmakta. Artık yeter sırtımıza bindikleri yeter!

Bir inşaat işçisi: İnşaat işçisi olarak kriz en çok bizim sektörü etkiledi. Hepimiz kriz denilince işsizliği düşünüyoruz. Şu an çalıştığımız proje bitince başka iş bulabilecek miyiz diye kara kara düşünüyorum…

Lojistik merkezi işçisi: 15 senedir bu firmada çalışıyorum. Sahadaki işçiler genelde asgari ücret alıyorlar. Geçinebilecek parayı daha çok fazla mesailerden çıkarıyorlar. İşlerin düşmesinden kaynaklı, 2018’in ikinci yarısından bu yana fazla mesai yok. Kaldık asgari ücrete. İşsizlik korkusu ile kimseden ses de çıkmıyor…

Metal işçisi Sinan: “Benim iş, otomotiv sektörü. Fabrikada 700 cıvarı işçi çalışıyor. Geçen ay yönetim dedi, üretim daralması var. Kıdemini, ihbarını ödedi, kendi isteğiyle 200 kişi çıkış aldı… Yarın ne olacak bilmiyorum. İyi para aliyoz ama 3 çocuk, kira, elektrik, doğalgaz, telefon derken ay sonunu getiremiyoz…”

Deri işçisi Zafer: “Ya öyle böyle değil be kardeşim. Bodrum kat 1200 kira. 2 ay sonra kontrat bitiyor 1300-1400 olur. İşin düzeni yok. Borç alacak yer kalmadı, her kes aynı durumda. İnan vallahi daha gaz faturamı ödemedim… Ya bir kilo patates 6 lira, biber 9-10 lira pazara git 200 lirayla yetmiyor… N’olur beni konuşturma ya…” (Epey bir küfür sayıyor.)

Esnaf Hacı amca: “Valla çok şükür işler bozuk! Yani öyle. Günü 20-30 liralık satışlarla kapattığımız günler çoğalmaya başladı. Bunun her tarafı kâr olsa ne olur yani… Vergi borcu vardı, banka kredisiyle yapılandırdım, borcu borçla kapatmaya çalışıyorum. Önce para vardı biraz daha rahat mal alabiliyorduk. Şimdi sattığımızın yerine koyamıyoruz. Mal aldığımız yerler eskiden peşin para diyorlardı, şimdi onlar da satamıyor, gel diyorlar, kredi kartına 3-4 taksit yapıyorlar… Yani ne diyim, kara delik gittikçe büyüyor anlayacağın…”

Deri işçisi Murat Emek: Kriz hayatımı olumsuz şekilde çok etkiledi! Sebebi bütün faturalar yüzde elli arttı. Sebze ve meyve fiyatları aynı şekilde artmış durumda ve de eğitim aynı şekilde masrafları yükseldi. Kriz çalışma hayatımı etkiledi. Mesela parça başı çalıştığım için istediğim adeti modeller çok zor olduğu için çıkaramıyorum. En kötüsü de işten ve ülkenin geleceğinden endişeliyim.

Market işçisi Hasan: Kriz, hayatımı ailemi olumsuz etkiliyor. Çocuğun bezini düşünmeden alıyordum ama şu an ne yazık ki düşünüyorum, bu da insana kendini aciz hissettiriyor, psikolojimi bozuyor. Sadece benim değil, etrafımda gördüğüm hemen her kes aynı şeyler yaşıyor.

Kriz, çalıştığım işi de şu şekilde etkiledi. 6 kişinin görmesi gereken işi 4 kişiden bekliyorlar. 6 kişiden 4 kişiye düşürüldük ve üstü kapalı tehditler de alıyoruz. ‘Yapmazsanız, yapan var’ gibisine; “yapmazsan bas istifayı çık git” diyorlar. Ne oluyor? İş yükü ağırlaşıyor. Bedenen daha yıpranıyoruz, sağlığımız bozuluyor, moralimiz bozuk çalışıyoruz.

İçimdekileri yazsam bitmez. Kısacası kriz her yönden olumsuz etkiliyor ve daha da büyümekte…

Deri işçisi Akın: Kriz bizi nasıl etkiledi. Aslında geçenlerde annemin bana telefonuma gönderdiği mesajdan krizin bizi nasıl etkilediği belli oluyordu. Mesaj aynen şöyle “oğlum gelirken iki tane muz, üç tane elma, üç- dört tane portakal alır mısın?” Annem aslında bana böyle bir mesaj atmazdı. Gider pazara hepsinden birer kilo uygunsa ikişer kilo alırdı. Bize öğlen yemeği için iş yerinden günlük 10 tl yemek parası veriyorlar. Bu parayla daha önce tabldot lokantalarında üç çeşit yemek yerdik. Şimdi ancak bu parayla her gün tavuk döner ya da çorba içebiliyoruz.

İnsanlar artık birbirinden daha çok uzaklaşıyor. Cebinde çay parası olmadığı için evinden dışarı çıkmayan arkadaşlarım var. Bizzat ben çok uzun zamandır sinemaya gitmiyorum. Arkadaşlarımla daha kısıtlı görüşüyorum. Artık bir kafeye gitmek çok zor bir şey oldu.

Hatay’dan taşeron temizlik işçisi: Kaşıkla veriyorlar kepçeyle alıyorlar. Kriz için ne demeli bilmiyorum… Maaşımız yetmiyor. Asgari ücrete zam gelmiş, göreceğiz şimdi, geçinebilecek miyiz…

İstanbul’dan bir sağlık işçisi: Kriz yok diye söylenenlere sesleniyorum, aldığımız maaş ayın ortasına varmadan bitiyorsa, patronlar maaşlarımızı geç veya eksik yatırıyorlarsa, iş bulamayanların sayısı gittikçe artıyorsa, ekmeği suyu idareli kullanıyorsak bunun başka bir tabiri var mıdır?

Gittikçe ağırlaşan ekonomik krizin bedelini biz emekçilere ödetmeye çalışıyorlar. Zamlarıyla, işten attırmayla… Unutmasınlar ki “yıkan da yaratan da biziz bu güzelim yaşanası dünyayı.” Tek umudum 15-16 Haziran direnişi gibi bir işçi direnişi olabileceği ileriki aylarda. Emekçi dostlarım yeter ki el kaldırıp buradayım diyebilin.

Krizin bedelini bize ödetmelerine izin vermeyelim…

Sekreter; Kadın; Yaş 34; İşsiz: İlaçlar çok pahalandı, krizle birlikte insan sağlığı da resmen tehlikede. Her şey güllük gülistanlıkmış gibi gösteriliyor. Oysa ki durum içler acısı. Ülkede kriz yokmuş gibi davranılıyor. O zaman neden meydanlarda artık sebze meyve satılmaya başladı! Yıl olmuş 2019 meydanlarda tanzimle, meyve sebze satıyorlar. İnsanlar buna sevinir oldu. Ülkeyi bu hale sokanlara sanki bu iyilikmiş gibi teşekkür eder oldular. Yahu ülke bunlar yüzünden bu halde, tanzimin sebebi de bu hükümet krizi. Neye seviniyorsunuz ey vatandaş!?