Koç Üniversitesi’nde öğrenciler erkek şiddetinin örtbas edilmesini protesto etti

Koç Üniversiteli öğrenciler bugün “Kampüste Güvende Değiliz!” şiarıyla, üniversitelerinde örtbas edilen cinsel taciz vakalarına, yönetimin bu vakalara karşı tutunduğu ‘unutturma’ politikasına, uzayan ve sonuçlandırılmayan disiplin soruşturması süreçlerine ve cezasız kalan faillerin kampüste bulunmasına karşı eylem yaptılar.

Yaklaşık 2 ay önce okulun kütüphanesinde vuku bulan, öğrenci F.K.’nin bir kadın öğrenciyi darp ve taciz etmesi ile disiplin süreci ve hukuki süreç başlatıldı. 2 aydır uzatılan ve sonuçlanmayan disiplin süreci şiddete maruz bırakılan kadın öğrenciyi bir kez daha mağdur etti. F.K.nin oyuncusu olduğu spor takımının antrenörü S.O.’nun ise darp edilen öğrenciyi tehdit ettiği ve antrenör hakkında idari bir işlem başlatılmadığı belirtildi. Koç Üniversitesi yönetiminin bu takipsizliği okul öğrencilerini harekete geçirdi. 20 Mart 2019’da Üniversiteli Kadınlar İnisiyatifi tarafından dağıtılan bildiriyle sürecin ve faillerin okul mensuplarına sunulmasıyla F.K.nin faili olduğu başka şiddet ve taciz vakaları ortaya çıktı. Üniversite yönetiminden bu vakaların üstüne düşmesi beklenirken yönetim olayı ifşa ettiğini düşündüğü kadın öğrencilere karşı cadı avı başlattı. İki kadın öğrenci gün içinde güvenlik görevlileri tarafından kameralarla takip edildi, güvenlik görevlilerince gün boyu izlendi. Kimliği belirlenemeyen ve okul mensubu olmadığı tahmin edilen bir kişi, okul tarafından fişlenmiş ve daha önce bir cinsel taciz vakasını ifşa etmekten disiplin soruşturması geçirmiş bir kadın öğrencinin fotoğrafını çekti, şahsın kimliği güvenlik ofisince belirlenemediği söylendi. Başka bir öğrenci ise güvenlik görevlilerince, dağıtılan bildiri hakkında bilgi almak isteğiyle güvenlik ofisine defalarca çağırıldı, güvenlik ofisine gitmeyi reddeden öğrenci güvenlik görevlilerince ısrarlı bir şekilde taciz edildi.

Öğrenciler bildiriyle açığa çıkarılan olayı, üniversite yönetiminin tepkisizliğini ve sonuçlandırılmayan disiplin sürecini protesto etmek için bugün (25 Mart Pazartesi) “Kampüste Güvende Değiliz!” şiarıyla eylem çağrısı yaptı. Üniversitede Pazartesi sabahı şüpheli bir tesadüfe işaret ederek internet erişimi kesildi. Güvenlik görevlileri eyleme katılma potansiyeli buldukları kadın öğrencileri fişlemeye çalıştılar ve eyleme karşı toplanan erkek öğrencilerin yanında durup, eylemcilerin fotoğraflarını çektiler. Çağrıyla toplanan öğrenciler, rektörlük binası önüne yürüyerek, kadınların beyanlarının esas alınarak sürecin adil ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasını talep ettiler. Açıklama metni şu şekilde:

 

Okulumuzda meydana gelen şiddet ve taciz vakası, 20 Mart 2019 tarihinde gün yüzüne çıkmış olup gerek olayın içeriği dolayısıyla gerekse kamuoyu tarafından Kümülatif platformu üzerinde topladığı şiddeti meşrulaştıran tepkiler ile bizi derinden sarsmıştır. Okulumuzun olay karşısında kasıtlı bir hantallıkla uzatmış olduğu süreç, arkadaşımızı yeniden mağdur etmiş ve biz kadınların haklı davasına bir darbe daha indirmiştir.

 

2018 yılında Türkiye’de 440 kadın cinayete kurban gitmiş, 317 kadınsa cinsel saldırıya uğramıştır. Bu sayılar olduğu haliyle yetersizmişçesine araştırmalar, kadına karşı şiddet ve taciz vakalarının toplumsal baskı sebebiyle oldukça küçük bir kısmının rapor edildiğini ortaya koymaktadır. Geçtiğimiz günlerde, 12 yaşındaki bir çocuğa tecavüz ettiği için yargılanan imamın, deliller uyumlu ve yeterli bulunduğu halde beraat etmesi ve mahkeme başkanının dava sonunda “Beraat etmesi suçsuz olduğu anlamına gelmez” demesi ülkemizdeki erkek egemen hukuk pratiğinin bir örneğidir. Bu olay ülkemizdeki ve dünyadaki sistematik ve kurumsallaşmış olan failleri aklama politikasına işaret etmektedir. Toplumumuzda kadına karşı şiddet ve ayrımcılık bu noktadayken; ne okulumuzun, ne bütün olarak akademinin, ne de yaşamın içindeki herhangi bir alanının var olan koşullardan bağımsız olduğuna inanmak büyük bir yanılgıdır. Yetmezmiş gibi; Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde okuyan arkadaşlarımızın, olay karşısında mağduru suçlayıcı bir tavır takınmış olmaları, içselleştirilmiş toplumsal cinsiyet yargılarının toplumun her kesimine derinden sirayet ettiğini gösterir niteliktedir.

Koç Üniversitesi İdaresine çağrımızdır;

Öğrencilerin gündemi olmuş bu mühim konu hakkında, sürecin niçin bu kadar uzadığına dair Koç Üniversitesinden bir açıklama beklemekteyiz. Ülkemizde alışıla gelmiş unutturma ve susturma politikası Koç Üniversitesi’nde yeniden üretilmemelidir. Mağduru daha da mağdur eden düzenin yardakçılığını yapmak; özgür, bilimsel eğitim yoluyla eşitlikçi bireyler yetiştirmesi gereken üniversitelerin yegâne amacıyla düpedüz çelişmektedir. Bu, çıkmaza giren döngüyü kırmak hepimizin elindedir. Şayet okulumuz bünyesinde taşıdığını iddia ettiği değerlere sahip çıkmak niyetindeyse, iki aydır uzatılan disiplin sürecini yöneten yetkililerin; fail hakkında altı bin iki yüz seksen dört no’lu kanun kapsamında çıkarılan, 3 aylık uzaklaştırma kararını göz önünde bulundurmaları gerektiğinin altını çizeriz. Sürecin şeffaf ve tarafsız yönetilmesi önemli olduğu gibi, mağdurun fiziksel ve ruhsal iyiliğinin gözetilmesi elzemdir. Şimdiye kadar sessiz kalmış ve aynı şahıs tarafından mağdur edilmiş başka kadınların varlığı ve beyanlarının göz önünde bulundurulması, adaletin yerini bulması için büyük önem taşımaktadır. Failin yanı sıra, faili koruyan, mağduru suçlayan ve olayı örtbas etmeye çalışanların da; bu olayda en az fail kadar sorumlu olduğunu ve onlar hakkında da gereken sürecin başlatılması gerektiğini hatırlatırız. Üniversitemizi çeşitli alanlarda temsil eden toplulukların ve onlardan sorumlu “eğitimci” sıfatındaki kişilerin, ne bir sporcuya ne bir eğitimciye yakışan, insanlığa sığmayan tutumları kabul edilemez!

 

Sürecin takipçisi olacağız!

Kadın arkadaşımızın yanındayız!

Koç Üniversitesi’nin son zamanlarda öğrencilerine yollamış olduğu “Kadın Dostu Kampüsler” Anketine yanıtımızdır:

Hayır, güvende hissetmiyoruz çünkü güvende değiliz!