Kıdem tazminatı; son sözü direnenler söyler! – İşçi Gazetesi

Seçimler biter bitmez (sayım demedik, seçim) bir taraftan zamlar yağmaya, diğer taraftan dolar yukarıya doğru tırmanmaya başladı. Ve büyük ekonomist, her bir şeyin uzmanı Reisimizin biricik damadı Berat, suratında o bildik ablak gülüşüyle bir ekonomik reform paketi yumurtladı.

Saray rejiminin ekonomi kurmaylarına göre, dolar 3 liralardan 7 liralara yükselip, sonra 5,5 civarına inince, ekonomi düzlüğe çıkıyor. Aman efendim, işçinin alım gücü düşmüş, maaşlar dolar bazında yüzde 40 erimiş; ne önemi var. Rakamlara bir kaç numara çekersin olur biter. Çanak yalayıcı havuz medyası da ne güne duruyor. Ama tanesi 1.5 liradan domates, 2 tanesi 1 liradan biber alan vatandaş için durum farklı. Tabii Ağustos ayından bu yana işsiz kalan yüzbinlerce insan, maaşlarını doğru düzgün alamayan binlercesi. Borç batağında debelenen işçiler. Onlar ekonomik paket deyince, biraz nefes almalarını sağlayacak bir şeyler bekliyor.

Yağma-rant, vur abalıya paketi

Ama paket zaten bizim için değil, uluslararası sermaye ve özellikle bu ülkeye 460 milyar dolar borç veren finans çevreleri için açıklanıyor. Sonuçta bu tefeciler ne olursa olsun, benim borçlarımı ödensin diyor. İktidara, seçimler dahil her fırsatta verilen mesaj bu minvalde. Başkanlık sistemi, bu ‘Türk Usulü’ olanı, her türlü teferruatı ortadan kaldırmak, işlerin hızla yürüyerek bu ülkenin tamamen yağmasının tamamlanmasına dayanıyor.

Alelacele açıklanan paket, özü itibariyle emperyalist sermayeye güven verme, yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır paketi.

Tavana değil tabana vergi!

Örneğin vergi reformu… “Vergileri tabana yayacağız” diyor damat. Bilin bakalım tabanda kim var! 2018’de, gelir vergisinin büyük kısmını işçiler maaşlarını daha almadan ödemiş. KDV, damga vergisi vb. derken bir işçi yılın ilk 6 ayında devlete sonra kendine çalışmış. Bakan müjdeyi veriyor, tabanın kafasına basacağız.

Tarımda kurtuluşu da müjdeledi damat. Aç kurt şirketlerin tarımda tekelleşmesi, büyük çaplı tarım, hal yasası yoluyla burada da tekelleşmenin önü açılacak. Sen o zaman biber, domates, patlıcan sermayenin elinde nasıl bir terörist olurmuş gör.

Entegre gasp!

Asıl bomba, biz işçileri en yakından ilgilendiren konu, emeklilik ve kıdem tazminatı ile ilgili olanıydı. Bakan Berat, bireysel emeklilik sisteminin, bir daha çıkılamayacak biçimde geliştirilmesini ve kıdem tazminatı fonuyla entegre hale getirmek suretiyle yeni bir sistem kurulacağını açıkladı. Bu proje sır değildi, malumun ilanı oldu. Kabaca hesap şöyle; bir fon kurulacak, bu fondan sadece ölenler para alabilecek, fon, birkaç yılda milli gelirin yüzde 10’u gibi bir hacme ulaşacak. Sonra onlar bu fonu son kuruşuna kadar 460 milyar dolarlık borcu yapan devletin ve sermayenin cebine hortumlayacak. Sonuçta yaptıkları yapacaklarının garantisi… Bakınız, İşsizlik Sigortası Fonu…

Kıdem tazminatı fonu, patronların, AKP’nin en eski takıntısı. 2019 yılında, bu meselenin ‘Kıdem Tazminatı Fonu’ yoluyla çözülmesi için, YEP kapsamında bir bütçe bizzat saray tarafından ayrılmıştı. Bu sene bu iş bitecek diyorlar.

İşçinin olmadığı sosyal taraflar!

Tabii sosyal tarafların katılımıyla. Kim bu sosyal taraflar? Patron ve işçi örgütleri. TÜSİAD, hemen bir açıklama yaparak, açıklanan reformları destekleyeceğini ilan etti. İşçi örgütlerinden de, itirazlar geliyor. Özellikle, mücadeleci sendikaların açıklamaları elbette önemli. İşçi örgütü adına sahip olan HAK-İŞ, Saray’ın arka bahçesidir. İşçiye vaaz ettiği, “Rızkı Allah verir!” Sıra kendi ceplerine gelince Allah “yürü ya kulum” demiş. Söz konusu olan “beka” ise Saray’dan geri kalmayan, işçiye karşı işçi örgütü Türk-İş’in son genel kurulda “kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir” kararını biliyoruz. Ama biliyoruz ki, Türk-İş olmadan bu ülkede ne özelleştirmeler bu kadar rahat yapılırdı, ne de son yıllarda çıkan işçi düşmanı yasalar bu kadar pervasızca gündeme gelirdi. Türk-İş’in kırmızı çizgisi, işçilerin kontrolden çıkma ihtimalidir. Geriye DİSK kalıyor. Tarihinin gölgesi bile olamayan, basın bürosundan hallice. Yine de, DİSK ve Türk-İş içinde ki mücadeleci sendikalar bu işin başını çekebilir.

Biz işçiler, sosyalistler sadece ‘kıdem tazminatıma dokunma’ demekle yetinemeyiz. Mevcut halinin geliştirilmesi, esas olandır. Her koşulda işçilerin yararlanması, patron ödeyemezse devletin borcu üstlenmesi vb. talepler geliştirilerek bir yol izlenmeli.

Mezarda emekliliğin yanına, mezarda tazminat!

Çokça yazıldı, çizildi. Yine de kısaca değinmekte fayda var. Önerilen fon ile işçinin önemli bir iş güvencesi olan kıdem tazminatı ortadan kalkıyor. Patronlar için işçi çıkartmanın önünde hiçbir engel kalmıyor. Zira işçi fondan sadece emekli olunca ve ölünce faydalanabiliyor. Emeklilik yaşının son düzenlemelerle geldiği noktaya bakarsak, mezarda emekliliğin yanına, mezarda tazminat ekleniyor. Kıdem tazminatı tutarı yarı yarıya kadar düşüyor. Erkekler için askerlik durumunda, kadınlar için evlilik gibi durumlarda yararlanma hakkı ortadan kalkıyor. İşçinin mobbing, cinsel istismar, maaşının zamanında ödenmemesi gibi haklı fesih hakkı elinden alınıyor.

Bu program işçi sınıfına kavga davetidir

Birçok kesimin son kale olarak tarif ettiği kıdem tazminatı hakkına dönük saldırılar, bir yanıyla, sendikaların içinde bulunduğu durum, işçilerin örgütsüz ve dağınık durumu, yaratılan baskı ve korku ortamında iktidarın kendini bir nebze güvende hissetmesini sağlıyor.

Tekel Direnişi, Gezi Eylemleri uykularını kaçırıyor. Üstüne üstlük, 31 Mart seçimlerinde açıkça geriletilmiş olmaları da cabası.

Yine de tedbiri elden bırakmıyorlar. Gezi eylemlerine, Tekel işçilerinin direnişine yıllar sonra dava açmaları boşuna değil.

Bu program, işçi emekçilere halka açık bir meydan okumadır. Bir kavga davetidir. Bu davete icabet etmek, onurunu, hakkını, hukukunu korumak isteyen tüm işçi ve emekçilerin görevidir.

İşçi Gazetesi / 13 Nisan 2019