Karadelikler üzerine – Okan Okay

Muazzam bir kütle-çekimine sahip bir yapı olarak düşünülen karadeliklerin birkaç farklı şekilde oluştuğu söylenmektedir. Bunlardan en önemlisi kütlesi çok yüksek olan yıldızların iç basıncının yıldızın kendi çekim kuvvetini dengeleyememesi sonucu kendi üzerine çökmesi ve bu çökmenin bir yerden sonra her nasılsa sonsuza doğru sürüklenerek, yani belki güneş kütlesinden binlerce veya daha fazla büyüklükteki bir kütlenin muazzam bir sıkışmayla bir tekil noktada (singularity) toplanmasıyla oluştuğu varsayılıyor. 

Bu çok yoğun kütle tekil noktada toplandığı için yoğunluğu sonsuza yakın alınabilir yani hacmi sıfıra yakın ve kütlesini 1 kilogram alsak dahi yoğunluğu muazzam büyük çıkacak olan bu yoğun kütlenin sahip olduğu kütle, güneşten belki binlerce belki milyonlarca kat daha büyükken, ortaya çıktığı düşünülen yoğunluk ve çekim etkisini siz düşünün. Ya da düşünmeyin boşverin, hazır biberin kilosu 20 TL’yi vurmuşken düşünecek daha ciddi şeyler bulabilirsiniz. Mesela bir ailenin geçinemediği asgarî ücreti kim neye göre belirliyor veya asgarî ücretle kaç kilo biber alınabiliyor, gibi.

Konumuza geri dönersek elbette ki bu tekillik noktası olmadan model tanımlanamıyor yani bu muazzam kütle-çekimin bir yerlerden gelmesi gerek ki karadelik olsun. Bu oluşan karadeliğin uzay-zaman yapısını yine muazzam bir biçimde büktüğü söylenir. Şöyle hayal edin; yatağınızın çarşafını 4 kişi her bir ucundan tutuyor ve beşinci bir kişi bir futbol topu boyutlarında 1 tonluk bir gülleyi bu çarşafın ortasına bırakıyor. Muhtemelen yataktan da çarşaftan da olurdunuz. Burada da işte karadeliğin tam da bunu yaptığı söyleniyor: Uzay-zaman yapısını kütle-çekimiyle öyle bir büküyormuş ki, kabaca tarif edersek evreni yırtıp başka bir evrene bir kapı açtığını iddia edenler dahi var.

Bu örneğin internette bir sürü görseline rastlayabilirsiniz ama unutmayın ki evren bir çarşaf değildir, karadelik o denli ağır gülle olsa da!

Bu tekillik meselesi tanıdık gelecek, başka yerlerde de karşımıza çıkar mesela Büyük Patlama Teorisi gibi… Büyük patlama meselesi Hubble’nin evrendeki yıldızların birbirinden uzaklaştığı fikrini ortaya atmasıyla başlar. Gök cisimleri birbirinden uzaklaşıyorsa filmi geriye sararsak yani böyle sonsuza kadar geriye sararsak evren büzüldükçe büzülecek ve Hawking’e göre filmi yeterince geriye sarıp evreni yeterince büzersek, evren yani bu koskoca evren her şeyiyle birlikte tekil bir noktaya sıkışabilecek. Bu geri sarma işini neyle ya da nasıl yaptığınız mühim değil! Böyle sıkışık sıkışık madde ve zamanın tekil ya da sıfır olduğu bir noktada bekleyen koca evren adayı biri gelip bu dengeyi bozup büyük patlamayı yaratana kadar böyle devam edecek.

‘Filmi yeterince geri sararsak ondan öncesine gidebilir miyiz?’ sorusuna gelirsek; bu filmin başrolü Zeki Müren olmadığı için ‘öncesini karıştırmayın biz ancak bu kadar patlayabiliyoruz.’ diyorlar.

Sonsuza kadar sıkışmış bir evren yani madde ve zaman ve bir tekillik noktası daha!

Pek hayra alamet değil bu tekillikler sanki. 

Hayra alamet olmayan bir şey daha; bu medya dediğimiz şey, bir şeyi aynı anda dünyanın her yerinde sansasyonel bir biçimde yayınlarlarsa kesin altında yatan bir dolap vardır.

Mesela ‘büyük patlamanın sırrı çözüldü’, ‘tanrı parçacığı bulundu’ dedikleri CERN’de yapılan deney vardı ve yine dünyayı ayağa kaldırmışlardı. Sahi n’oldu CERN’e? En son tanrı parçacığı diye isimlendirdikleri parçacığı buldular ve karşılarına bir sürü alt-parçacık daha çıktı. Tüh! yine çözemedik şu evrenin sırrını…

Dahası sanırım bu ‘karadeliğin fotoğrafı çekildi’ diye servis edilen sansasyonel haberdeki kadın doktora öğrencisi Katie Boutman 2017’de youtube’a yüklenen (https://youtu.be/BIvezCVcsYs) bir videosunda sunum yaparken, karadeliğin çekilen fotoğrafının aynısını kullanıyor. 

Yani öyle bir şey olsa dahi, meselede bir gariplik var. 2017’de aynı konu üzerine sunum yapan ve aynı görseli kullanan kadın araştırmacı neden bunu medyaya aynı anda servis etmek için 2019’u bekledi?

Bunlar fani sorular elbette ki. Daha mühim sorulara geçersek; bir karadelik içinde olanca yoğunlukta madde varken(!) çekim etkisini niye sadece bir girişten yapıyor? Halbuki herhangi bir kütlenin çekim etkisi mevcut kütlenin bir noktası veya yüzeyinden değil her noktasından kütlenin merkezine doğrudur. 

Oysa burada lavabo ağzı gibi bir delikten içeri doğru kabaca tarif edersek tek yönlü ve maddeyi tekilliğe doğru sıkıştıran bir çekimden sözediyorlar. 

Ya bu karadeliğin oluşumunda sıkışan maddenin diğer yönleri? Bu tekil ve yoğun maddenin, karadeliğin içinde bir yerde duruyorsa, çekim etkisinin her yönden merkeze doğru olması gerekmez mi? İhale 4 boyutluyken sanırım arada iki boyut falan iç ediliyor. Hani şu bizim dünyanın en büyük havaalanı dedikleri 35 milyar dolarlık havaalanındaki gibi. Hani Çin daha büyüğünü 12.5 milyar dolara maletmişti. Bu da öyle bir şey olsa gerek: Karadeliğin ihalesini 5 Türk şirket almış gibi…

Şimdi bu tek yönlü huni gibi, bir ağzı her şeyi yutabilecek genişlikte, diğer ağzı da yutulanları öğütüp öğütüp tekil bir noktaya sıkıştırabilecek kadar çekim gücüne sahip ve ucu bucağı tanımsız olan bu karadelik dediğimiz yapı neden bu biçimde çalışıyor?

Verdiğimiz çarşaf örneğindeki gibi kütlenin uzay-zamanı büktüğü ve burada çarşafı delse de delmese de yeterince büyük bir delik oluşturduğu iddia ediliyor.

İyi de, dedik ya evren dediğimiz nane çarşaf gibi tek katmanlı değil ki. Çekim etkisi uzay-zamanı büküyorsa yine her yönden bükmesi gerekir. Çarşafın üzerine atılmış gülle gibi tek yönlü değil! 

Her yönlü çekimi yıldız çökerken hatırlayan bilimciler, burada tekilliğe götüren modelle evrenin kendisi pek uyuşmadığı için bu çekimin her yönlü etkisini sümenaltı ediyorlar.

Hadi bunu da yutalım da diğer yönlerden çekim etkisini bertaraf etmek için acaba diğer yönlere polis barikatı mı kuruyorlar? Bunun cevabı yok!

Bazı bilimciler karadeliğin ucunun -bu evrenin bükülüp yırtılmasından olsagerek- başka bir evrene açıldığını, karadeliğin ucundan hiçbir madde kaçamayacak şekilde giren maddenin başka bir evrende bir beyaz delikten (white hole) çıktığını ve bu beyaz delikten sadece dışarı madde salınabildiğini içeri hiçbir maddenin giremediğini iddia ediyorlar. Yani beyaz delik karadeliğin tam tersi biçimde başka bir evrene açılan kapı olarak tasarlanıyor. 

Madde bir yerden girip öbür yerden çıkıyorsa -ki Stephan Hawking tekilliği bozduğundan olsa gerek white hole olayına şiddetle karşı çıkıyor- tekrar soralım: Bu çekim etkisini yaratan nedir o zaman? İki evren arası basınç farkı mı? Yoksa atış serbest bölgesi mi?

Model; tekillik tekillik diyor, başka bir şey demiyor.

Velhasıl çekimin nereden geldiği mi, evrendeki en hızlı şey ışıkken, ışığın neden karadelikten kaçamadığı mı, çekimin niye her yönde olduğu mu, bu tekillerin bizi nereye götürdüğü mü, neresinden tutsak elde kalan bir model. Bu, matematiksel modelleme olarak hoş güzel de, matematiksel olarak yaptığımız her modellemeye bir gerçek uydurabileceğimiz anlamına gelmiyor (Bu arada servis edilen resim elde edilen radyo dalgalarının verilerinden bir algoritmayla birleştirilip oluşturulan bir resim. Matematiksel modelleme yani. Ellerinde bir şeyin fotoğrafının olduğu aşikâr ama bunun karadelik olup olmadığı ciddi bir tartışma konusu).

Bilim insanlarının işi, gerçeğin işleyişini bulup onun modellemesini yapmaktır, modeli yapıp gerçeği buna uydurmaya çalışmak ancak safsatadır. Matematiksel olarak istediğiniz her şeyi modelleyebilirsiniz. Fakat bu modellediğiniz şeyin doğruluğunun sınandığı yer gerçekliktir. Gerçek evrende bir karşılığı yoksa, duvarına tosladığı gerçeklik duvarının dibinde tarihe karışır gider.

Bir gerçeklik de şu ki; bu ekonomi ve teknoloji savaşlarında dünya yeniden paylaşılmak istenirken birilerinin bir yerlerden kaybettiği gücü ve itibarı medya şişirmesiyle, sansasyonel haberlerle, satın alınmış bilimci ve uzman yorumcularıyla, çeteleriyle, savaşlarla veya başka bir biçimde sağlaması gerek. Gitgide daha çok kaybettikleri itibarı geri kazanmaya çalışadursunlar; Rusya ve Çin uzay teknolojisi ve askerî teknolojide kendini geliştirmeye devam ediyor. Bir yandan da kuantum üzerine inanılmaz çalışmalar ve yatırımlar yapıyorlar.

Ekseni kayan bir dünyada bir yerden sonra ne tanrı parçacığı ne büyük patlama koşabilecek yardımınıza. Sesleri duyuyor musunuz? Sudan’dan, Venezuela’dan, Cezayir’den, Anadolu’dan?.. Bakalım hangi karadeliğe sığınacaksınız!