‘Hükümet, 1 Mayıs’ta Taksim yasağı inadından vazgeçmeli’

Artı TV’de yayımlanan Emek ve Hayat programına konuk olan Petrol-İş Sendikası Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri Mustafa Mesut Tekik ve Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut, ekonomik kriz, sermaye saldırıları ve işçi hareketini değerlendirdi.

Emek ve Hayat programında Dilek Dindar’ın sorularını yanıtlayan Karabulut ve Tekik yaklaşan 1 Mayıs ile ilgili değerlendirmelerinde, hükümetin 1 Mayıs’ta Taksim’i emekçilere yasaklamaktan vazgeçmesi gerektiğini belirttiler.

‘Arzu çerkezoğlu ve tekel işçilerine açılan davalar bir ön alma çabası’

Krizin artarak devam edeceğini kartopu gibi büyüyerek geldiğini söyleyen Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, son günlerde gündeme gelen sendikacılara ve işçilere yönelik davalarla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Krizin faturası biz işçilere emekçilere ödetilmeye çalışılıyor. Yedi buçuk milyon işsiz var memlekette ve bir buçuk milyonun üzerinde yeni işsiz kitlesi oluştu, seçim sonrası da bunun daha fazla artacağını, krizin derinleşeceğini söylüyor ve buna dönük de hazırlıklarımızı yapıyorduk. Biz bu hazırlıkları yaparken, sermaye de, patronlar ve onun devleti de buna karşı hazırlıklarını yapıyor.

Tekel direnişi, bir döneme yön veren, işçilere ve bizlere umut aşılayan bir direnişti. Tekel işçilerine 9 yıl sonra dava açılması, Genel Başkanımız sayın Arzu Çerkezoğlu’na 3 yıl sonra dava açılması, sendikalara ve işçilere karşı bir ön alma çabasının göstergesi. Sıkıntıda olan, zora düşen işçi eylem yapacak. Bu işçilere şu mesajı vermek istiyorlar, sendikalara gitmeyin, eylem yapmayın, yaparsanız bakın başınıza bunlar gelir. Başka bir açıklaması da hukuksal bir dayanağı da yok. Hak mücadelesi yürütenlere, böyle hukuksuz davaların açılmasının en büyük sebebi gelecek olan eylemlerin, direnişlerin önünü alma çabasıdır. Buradan eylem yapmayın, hakkınızı aramayın, yaparsanız başınıza bunlar gelir, tutuklanırsınız mesajı verilmek isteniyor. Aynı şey 3. havalimanı direnişinde bizlerin başına geldi.”

kriz ve zulüm arttıkça direnişlerin de artacağı hesaplanıyor’

Petrol-İş Sendikası Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri Mustafa Mesut Tekik, AKP iktidarının, katmerleşecek kriz ile birlikte sokağa yansıyacak mücadelenin önünü almak için mücadeleci güçlere bugünden gözdağı vermeye çalıştığını belirtti:

“AKP iktidarı ve kendi denetimindeki yargısı halkın, emekçilerin değil de sermayenin iktidarı olduğunu bir kez daha göstermiş, tescillemiş oldu. 2-3 yıldır süren bir kriz var, seçimden sonra artması, katmerlenmesi beklenen bir kriz. Büyük bir kriz öngörülüyor. Tabi kriz ve zulüm arttıkça da direnişlerin artacağı hesaplanıyor. Bunu gören sermayenin iktidarı hepimize göz dağı vermek istiyor…”

işçilerin eylemini öncüsüz bırakmak istiyorlar’

DİSK Genel başkanına ve TEKEL işçilerine açılan davalar hakkında da konuşan Tekik’in bu konudaki değerlendirmesi şöyle:

“Zaten ağır aksak yürüyen, öncülük hedefi olmayan sendikal bürokraside tek tük bulunan yönünü işçiye dönmüş, mücadeleci sendikal tipolojiyi de böylelikle bastırmaya, iddia sahibi olmalarını, eylemci olmalarını engellemeye ve belki de giderek izole etmeye yönelik bir adım olarak değerlendirmek mümkün. Tekel direnişinin ve direnişe öncülük edenlerin mahkum edilmek istenmesinin böyle bir anlamı olacağını ben naçizane düşünüyorum.

9 kamu kuruluşu varlık fonuna devredildi ve muhtemelen bunları özelleştirme planları var önümüzdeki süreçte. Planlarını yürürlüğe koyma noktasında, işçilerin eylemini öncüsüz bırakma, öncülük iddiası olan kimi sendikacıları cesaretsiz kılma ve yalnızlaştırma anlamının olduğunu da düşünüyorum.

Bundan bir mahkumiyetin çıkması veya halkımız nezdinde Tekel direnişinin mahkum edilmesi elbette düşünülemez, bunun mümkün olamayacağını herkes biliyor. Yargının Türkiye’de geldiği boyuta rağmen bir mahkumiyet çıkacağını düşünmüyorum. Bir cesaret kırma, işçiye öncülük iddiası ve hedefi olan sendikacıları cesaretsiz kılmaya yönelik bir beyhude çaba olarak değerlendiriyorum.”

‘Taksim’i işçilere yasaklama inadından vazgeçilmeli’

Dilek Dindar’ın, yaklaşan 1 Mayıs’a işçilerin hangi taleplerle katılacağını ve beklentilerini sorduğu iki sendika yöneticisinin yanıtları da birbirine yakın oldu.

Karabulut ve Tekik, 1 Mayıs’a, ağır kriz koşullarını yaşandığı, faturasının işçi-emekçilere kesildiği koşullarda gidildiğine işaret ederek, 1 Mayıs alanlarının, yerel seçimlerde iktidar ittifakının güç kaybetmesinin de etkisiyle kitlesel ve coşkulu geçmesini beklediklerini söylediler.

Mevcut iktidarın, işçi sınıfı için tarihsel anlamı olan Taksim’i işçilere yasaklama inadından vazgeçmesi gerektiğini de vurgulayan Karabulut ve Tekik, sendikal konfederasyonların işçilerin taleplerini esas alarak birleşik, kitlesel bir 1 Mayıs için ortak tutum almalarını istedi.