Hapishanelerde hak ihalleri, karartma ve sosyalizm korkusu

Özgür Bir Dünya İçin Kaldıraç'ın 208. sayısı (Kasım-2018) için derlenmiştir.

Hasta tutsak Vefa Kartal, ağır sağlık sorunlarına rağmen tedavisinin yapılmaması ve sağlıksız koşullarının düzeltilmemesinden kaynaklı 96 gün ölüm orucu eylemi yaptı. Hepatit B, prostat, yüksek tansiyon, ülser, bağırsak sorunu, alerji gibi birçok sağlık sorunu olmasına ve 2 yıl önce beyin lobları arasındaki damarlarda şişme olduğu için beyin cerrahisine sevk edilen ancak tedavisi yapılmayan Kartal, ölüm orucunun 78. gününde de bilinç kaybı yaşamıştı.

Direnişinin 96. gününde, 9 Ekim günü hastaneye götürülerek tedavisi başlatılan Kartal, ölüm orucunu sonlandırmış ailesi de bir basın metni yayınlamıştı.

Osmanlı’da oyun bitmez geleneğini sürdüren devletin, Kartal’ı hastanede, elleri ve ayakları kelepçeli, başında askerle bekletti. Vefa Kartal, bu muameleyi reddettiği için tedavisi yapılmayarak tek kişilik hücreye kondu. Doktorun verdiği diyet listesindeki yemeklerin de verilmediği ve sağlıksız koşullarda kaldığı belirtildi.

Patnos Hapishane’sinde sağlığa erişim engeli, çıplak arama

Ağrı’daki Patnos L Tipi Hapishanesi’nde yaşanan hak ihlalleri HDP’li vekil Dirayet Dilan Taşdemir tarafından meclis gündemine taşındı. Taşdemir, hapishanede doktor olmadığının ve hastalananların da hastaneye götürülmediğinin altını çizdi.

Taşdemir’in Adalet Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi şöyle:

“Patnos L Tipi Hapishanesi’nde ciddi zehirlenmelere ve sağlık sorunlarına neden olmaya devam eden su sorunun çözülmemesinin gerekçesi nedir?

1.500 kapasiteli hapishanede doktor olmamasının ve tutukluların hastaneye sevk edilmemesinin gerekçesi nedir?

Çıplak arama, darp, tecrit, sağlık ve iletişim hakkının engellenmesi, 16 kişilik kapasitesi olan odalarda 32 kişinin kalması gibi çok ciddi hak ihlallerinin yaşandığı Patnos L Tipi Hapishanesi’nde bu hak ihlallerin giderilmesine dönük bir girişimiz olacak mıdır?”

Gazetecinin hak ihlallerini anlattığı mektuba Trabzon Hapishanesi el koydu

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, iki yıldır tutuklu olan, KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri İdris Sayılğan’ın Trabzon E Tipi Hapishanesi’nde yaşanan hak ihlalleriyle ilgili yazdığı mektup hapishane yönetimi tarafından “sakıncalı” bulanarak el konuldu.

Karşılaştıkları ihlallere çözüm bulunması yerine her gün yeni ihlallerle karşı karşıya kaldıklarını telefon görüşmesinde ailesine anlatan gazeteci Sayılğan; “Gazeteci olduğum için ve hapishanedeki hak ihlallerine dikkat çekmek için bir mektup kaleme aldım. Mektubun içeriği haber diliyle yazılmış hapishane sorunlarıydı. Hapishane Mektup Okuma Komisyonu, mektubumu okuduktan sonra ‘Sakıncalı’ olarak kabul etti ve mektubun basına ulaşmasına engel oldu” dedi.

Düzce T Tipi Hapishanesi’nde işkence iddiaları

Düzce T Tipi Hapishanesi’nde tutsaklara yönelik işkenceyi, HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm Meclis gündemine taşıdı.

Avukatların beyanlarına göre; özellikle son bir haftadır tutuklu ve hükümlülerin çoğunun, kaba dayak, ters kelepçe, kol bükme ve süngerli odaya kapatılma gibi çeşitli işkencelere maruz bırakıldığını aktaran Gülüm soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

“25.09.2018 tarihinde sayım sonrası hapishane müdürünün talimatı ile tutuklu ve hükümlülere önce kaba dayak daha sonra ters kelepçe uygulanmış, sonrasında süngerli odaya alınan tutuklular orada da 5 saat kadar uzun bir süre bırakılmıştır. Fiziki saldırılara maruz kalan tutuklu ve hükümlülerin vücutlarının çeşitli bölgelerinde yara ve morlukların bulunduğu, kimi hasta tutuklu ve hükümlülerin idrarında kan bulgusuna rastlandığı bazılarının nefes almakta zorlandığı ve ayrıca hapishane müdürünün ‘sizin kanınızı dökeceğiz’, ‘diz çökeceksiniz’ gibi sözler sarf etmek suretiyle tutuklu ve hükümlüleri tehdit ettiği ifade edilmiştir.”

Van Hapishanesi’nde sosyalizm korkusu

Van Hapishane idaresi, ‘sosyalist edebi tarzda yazıldığı’ gerekçesiyle bir kitap hakkında ‘sakıncalı’ kararı verdi. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararı onadı. Ayrıca Yusuf Kenan Dinçer’in bianet’e yazdığı bir mektupla ilgili de sansür kararı aldı.

Dinçer yazdığı mektupta sağlığa erişim haklarını kullanamadıklarını, hapishanede sürekli doktor bulunmadığını, düzenli kullanılan ilaçların geciktirildiğini ya da hiç verilmediğini yazdı. Ayrıca başı ağrıyan bir arkadaşına Apranax isimli ağrı kesiciyi gönderdikleri için de haklarında disiplin soruşturması başlatıldığını ekledi.

Tutsak Taner Korkmaz’a gönderilen ‘Diren Sol Yanım’ adlı kitap, kitap hakkında bir yasaklama kararı olmamasına rağmen Korkmaz’a verilmedi. Hapishane idaresi kitabı, ‘sosyalist edebi tarzda yazıldığı’ gerekçesiyle ‘sakıncalı’ buldu. Buna dair İnfaz Hakimliği’ne yapılan itiraz da reddedilince Korkmaz mahkemeye başvurdu, ancak 1. Ağır Ceza Mahkemesi de kararı onadı.