Fırtına İnisiyatifi: “Vadimizi, dağlarımızı, yaylalarımızı savunacağız!”

“Kaçkar dağlarının yayla ve meralarında, 2015’den bu yana süren ‘yeşil yol-turizm yolu’büyük oranda tamamlandı. Bu projenin iptali amacıyla açılan davalarda, Rize İdare Mahkemesi’nin red kararıyla son buldu. Yol inşaatlarının bitmesi ile davaların reddedilmesinin aynı zamana denk gelmesi basit bir tesadüf değil elbette…

Karardaki gerekçe özetle şöyle: “Kaçkarlarda yapılacak turizmin, doğanın korunmasından daha önemli olduğu; dolayısıyla, yol yapımında/turizm faaliyetlerinde, doğaya zarar verilecek olsa da, kamu yararı bulunduğu”.

Dosyalarda bulunan, her biri 30-40 sayfalık bilirkişi raporlarında:Dağ ve mera ekosistemlerinin zarar görmemesi gerektiği bilimsel tespitlerle açıklanmıştır. “Yeşil yol” projesinde neden ve hangi kapsamda kamu yararı olmadığı, planlama ilke ve esaslarına aykırılığı detaylıca belirtilmiştir. Nihayetinde, bilirkişiler: Üstün kamu yararının; bölgenin, hiçbir inşaai faaliyete konu olmaksızın mutlak surette korunmasında olduğunu bildirmişlerdir.

Ancak, Mahkeme; bilim insanlarının bu tespit ve görüşlerine itibar etmemiştir. Neden etmediğini de açıklayalım:

Rize İdare Mahkemesi, davanın başından (2015 haziran) bu yana; çeşitli sebeplerle, bahanelerle adil bir yargılama gerçekleştirmemiş, 3 yıl boyunca adalet bekleyen bizleri adeta oyalamıştır.

– Davalar, 2015 Haziranında açılmıştır. Mahkeme önce, bilirkişi/keşif incelemesine karar vermiştir. Akabinde, hiçbir neden göstermeksizin bu kararından vazgeçmiş; ve 2016 Ağustosunda davayı reddetmiştir. Gerekçe olarak; davacıların “dava açmakta menfaatleri olmaması” gösterilmiştir. Mahkeme; Çamlıhemşin’de ikamet eden, tarlaları, çay bahçeleri olan ve yazları yaylalara çıkan davacıların “dava konusu projeden etkilenmeyeceğine” hükmetmiştir.

– Dava açıldıktan 1 yıl sonra verilen bu red kararı, hakkaniyetli bir yargılama süreci bekleyen davacılar ve bizler nezdinde hayal kırıklığı yarattı. Neyse ki; Samsun Bölge İdare Mahkemesi, bu gayri hukuki kararı bozdu ve dosyalar, yeniden incelenmek üzere Rize İdare Mahkemesine geldi (2017 Ocak).

– Rize İdare Mahkemesi, dosyaların bu surette kendisine gelmesinden 8 ay sonra (2017 Ağustos), bilirkişi/keşif incelemesine karar verdi. Keşif heyeti de, 2017 Eylül sonunda incelemelerini gerçekleştirdi.

– Bilirkişiler, raporlarını 2018 Martında dosyaya sundu. Bu tarihten, kararın verildiği 25 Eylüle dek Mahkeme, dosyalarla ilgili yürütmeyi durdurma vb. herhangi bir karar vermedi.

Tüm bunlar olup biterken, yaylaları birbirine bağlayan “yeşil yol” da tamamlandı. Yargılama sürecine baktığımızda; Mahkemenin, davaları bu kadar sürüncemede bırakarak, “yeşil yol-turizm yolu”nun tamamlanmasına imkan tanıdığını görmekteyiz.

Bu durumdan dolayı, adalet sistemine olan güvenimiz sarsılmıştır.Buna karşın, hukuka olan umudumuzu kaybetmiş değiliz. Yargısal süreç, bu red kararına karşı Samsun Bölge İdare Mahkemesi nezdinde görülecek istinaf başvurusu ile devam edecektir.

Mahkeme kararında bizi kaygılandıran asıl mesele şudur: Turizm faaliyetleri, ‘kamu yararı’ adı altında, doğaya yeğ tutulmuştur. ‘Kamusal/kamu yararı’ gibi kavramlar gerekçe yapılarak,toplumun müşterek varlıkları/değerleri önemsizleştirilmektedir. Bu tehlikeli bir anlayıştır. Zira; ormanlar, su kaynakları, meralar vb. bir çok doğal alan, ‘kamusal yarar’ adı altında maden, turizm, inşaat vb. faaliyetler için gözden çıkarılmaktadır. Bu faaliyetlerin, yaşam alanlarına, doğaya verdiği zararlar ortadayken; bunları ‘kamusal yarar’ kavramıyla temize çekmek mahkemelerin görevi, işlevi olmamalıdır. Zira; bu gibi kararların olumsuz sonuçları beklediğimizden daha hızlı bir şekilde kendini göstermektedir.

Nitekim, daha karardaki imzaların mürekkebi kurumadan; Rize’deki turizmciler, il özel idaresinden‘yeşil yol güzergahında yapılması planlanan turizm tesislerinin bir an önce yapılmasını’talep edebilmiştir. Özellikle son 3-4 yıldır, Fırtına vadisi ve Kaçkar yaylalarına yoğunlaşan kitlesel turist akını göz önüne alındığında; 2.500-3.000 mt.deki ‘yeşil yol güzergahında’ yapılacak tesislerin doğaya vereceği zararı tahmin bile etmek istemeyiz.

Son “imar barışı” ile birlikte Fırtına vadisi ve yaylaları (özellikle “yeşil yol” güzergahındakiler) adeta şantiye alanına dönüşmüştür. Yaylalar, kapanın elinde kalacak şekilde yağmalanmaktadır.Bunun sonucu, bu alanların çok hızlı bir şekilde kentleşmesine yol açmaktadır. Bu gidişatın akibetini, yıllar sonra değil, artık şimdiden yaşıyoruz. İklim değişikliği, dünyanın ‘uzak’ bir yerindeki olağanüstü bir doğa olayı değildir.

İdarenin/bürokrasinin hukuku hiçe sayarak uyguladığı, yaşam alanlarına ve doğaya zarar veren kararlarına karşı, güvenebileceğimiz yegâne kurum yargıdır, hukuktur. Bu manada; Rize İdare Mahkemesinin ‘yeşil yola’ onay veren hükmü, hukuk kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte değildir. Bu durumun, red kararlarını inceleyecek hukuk insanları tarafından da doğrulanacağını umut ediyoruz.

Bu karara karşın; vadimizi, dağlarımızı, yaylalarımıza sahip çıkmaya devam edeceğimizi, yargısal sürecin takibinde olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.”