Daha önceleri neredeydiniz? – Canan Sümer

1974’teki askeri istiladan sonra, TC sermayesinin “yayılmacı çıkarları” Ada’nın kuzeyini istilaya başlayacaktı.
Ve dönemin Türkiye basını da bunu;
“Kıbrıs’a önce ordumuz, hemen ardından da iş adamlarımız çıkartma yaptı” diye manşet yapacaktı.
Kıbrıs Türkü’nün bankalardaki mevduatları bir gecede 36 TL’den Türk Lirasına çevrilmiş, halkın Kıbrıs liralarına el konulmuş, resmi para birimi olan Kıbrıs Lirası, yerini TL’ye bırakmıştı.
Kıbrıstürkleri tüm bunları hazmetmiş miydi?
Evet, hem de güle oynaya!
Kurulacak merkez bankasının başına Türkiye’den bir genel müdür atanırken KTFD postası TC’ne bağlanıp telefon, teleks bağlantısı Türkiye üzerinden yapılmaya başlanmıştı.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki deniz taşımacılığına TC Denizcilik Bankası el atarken KTHY da Türkiye’den kiralanan uçakları kullanılmaya başlamıştı.
Getirilen ithalat ihracat sınırlamasında, Denktaş yönetimi eli ile birçok malın Türkiye dışından alınmasına yasak getirilmişti.
KİT’ler TC ile ortaklığa açılırken, yönetimleri de Türkiye’nin eline verilmişti.
Sanayi Holding’e bağlı 227 adet fabrika, atölye ve işletmeye, Denktaş yönetiminin onay ve kararı ile Türkiye’den ortaklar alınmıştı.
Sanayi Holding’in başına ise Türkiyeli emekli bir albay atanmıştı.
O dönemde Türkiye’de bile olmayan teknolojiye sahip tüm fabrika ve işletmeler kısa bir sürede bir bir batırılırken, biz halk olarak tüm bunları hazmetmekte herhangi bir sorun yaşadık mı?
Yok yahu, hiç umurumuzda bile olmadı. Biz o dönemlerde “kukla siyasi partilerin” amigoluğunu yapmak ve çıkarlarımızı kotarmakla meşguldük.
KKTC kurulduktan sonra bile “Avrupa Ekonomik Topluluğu” ve “Kıbrıs Cumhuriyeti” arasında imzalanan “Gümrük Birliği Anlaşması” çerçevesinde ve “Port of Famagusta” mührü ile Kuzey Kıbrıs’tan Avrupa’ya 1994 yılına kadar direk ihracat yapılıyordu.
Özellikle, narenciye, patates ve konfeksiyon ürünleri yoğun bir şekilde Avrupa’ya ihraç ediliyor o sektörlerde birçok insan ekmek parası kazanıyordu.
1991 yılında o dönemin UBP hükümetinin aldığı bir kararla, “Port of Famagusta” mührünün yerine KKTC mührü kullanılmaya başlandı.
Bu uygulama, AKAD (Avrupa Birliği Adalet Divanı) kararlarının verilmesine ve KKTC’de üretilen ürünlerin AB ülkelerine girişinin yasaklanmasına neden oldu.
Özgürlük ve bağımsızlık şiarı ile yola çıkan işbirlikçiler, bizi zamanla Türkiye’nin üç kuruşuna muhtaç duruma getirdiler.
O gün bu gündür ne yağma bitti ne talan, ne de sömürü!
Rumların bıraktığı yüzlerce fabrika, yüz binlerce dönüm narenciye bahçesi, binlerce yatak kapasiteli hoteller, sulu tarıma elverişli yüz binlerce dönüm toprak, bir o kadar zeytin ağacı, şehir ve köylerdeki milyonluk servetler, üç liman, bir hava alanı, araziler, kıyılar 43 yıldır TC emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri tarafından iç ediliyor.
Son günlerde TL değer kaybedip ve döviz karşısında erirken “Euro’ya geçmemiz gerekiyor” gibisinden ekonomik analizlerde bulunanlar, bana bir eski şarkıyı hatırlattı.
Daha önceleri neredeydiniz?

20 Ağustos 2018
Afrika Gazetesi