Cumartesi Anneleri: Hakkımızı helal etmiyoruz

Cumartesi Anneleri 732’nci kez toplandı. 1996 yılında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini soran avukat Gülizar Tuncer, “Talat 70’li yıllardan bu yana örgütlü mücadelede yer alan işkenceler gören bir devrimciydi. Hiçbir şekilde deliller toplanmadı” dedi.

İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından Galatasaray meydanında oturma eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri 732’nci kez İstanbul İHD Şubesi önünde bir araya geldi. Cumartesi Anneleri, bu hafta 29 Mart 1996 yılında gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu. Bu haftaki açıklama da polis kalkanları altında yapıldı.

‘AYM’ yi göreve çağırıyorum’

İHD Gözaltında Kayıp Komisyonu Sebla Arcan, tarafından okunan açıklamada “Türkiye’de insan hakları yoğun bir biçimde ihlal edilmektedir. 33 haftadır bize Galatasaray’ı kapatanlara adalet çağrısıdır. Akıbeti gizlenen Tala, İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. Yıllarca cezaevinde kaldı işkence gördü” denildi.

Arcan şöyle devam etti: “AİHM’in verdiği mahkumiyet kararında soruşturmanın derinleştirilmesi istendi. Savcılık zaman aşımı dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. 14 hükümet değişti bu hükümetlerden hiçbiri hukuki, siyasi bir irade göstermedi. Maddi açığı ortaya çıkartacak etkin bir yargılama için AYM’yi göreve çağırıyorum. Kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

‘Hakkımızı helal etmiyoruz’

Arcan’ın ardından Kars’ta gözaltına alındıktan sonra akıbeti açıklanmayan Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır konuştu. Kırbayır, “Hakkımızı helal etmiyoruz” diyerek şöyle devam etti: “Acılar, zulümler kompozisyonundan Ardahan’dan Edirne’ye kadar yaşatılan zulümlerin büyük fotoğrafı yan yanadır. Okullarda, ‘Ardahan’dan Edirne’ ye kadar benim güzel bir yurdum var’ sözleri okutuluyor. Bu güzel yurdu, bu toprakları bize bahşedenler Edirne’de onların ölümlerini sahiplendi. Bizden sonra gelen evlatlarımız fikri vicdani hür yaşasınlar diye. Canı pahasına kazandığınız bu topraklarda yaşayan torunlarınızın yaşam hakları ellerinden alındığı gibi bu topraklarda bir mezar dahi verilmemiştir. Şikayetimdir. Biz hakkımızı helal etmiyoruz. Biz sesimizi, acımızı Galatasaray meydanında dünyaya duyurmaya çalışırken şimdi yetkililer, ülkeyi yönetenler bizi iki duvar arasına soktu. Biz memnun değiliz hakkımızı helal etmiyoruz.”

‘Önceki dosyalarda olduğu gibi…’

Türkoğlu ailesinin avukatı Gülizar Tuncer, Türkoğlu’yla ilgili yaptıkları hukuk mücadelesini anlattı: “Bu politikaların bir gereği olarak köy yakmaların, yargısız infazların yaygın ve sistematik bir biçimde uygulandığı bir dönemdi. Hasan Ocak, Fehmi Tosun gibi devrimciler aynı yöntemler uygulanarak işkence yapılarak katledildiler. Talat 70’li yıllardan bu yana örgütlü mücadelede yer alan işkenceler gören bir devrimciydi. Hiçbir şekilde deliller toplanmadı. Son olarak AYM’ye bir başvuru yapıldı. 2016 yılından bu yana yalnızca ‘dosyanız işleme konulmuştur’ deniliyor. AYM sürecinin nasıl tamamlanacağını az çok tahmin ediyoruz. Daha önceki başvurular gibi ret kararı verilecek. Ama biz biliyoruz ki diğer ülkelerde nasıl yaşanmışsa, hesap sorulmuşsa muhakkak bu kaybetme politikasının sorumluları hesap verecek.”

‘Vazgeçmeyeceğiz’

Türkoğlu ailesinden Mühibe Türkoğlu da, “Talat sosyalist kimliğinden dolayı kaybedildi. 4 kez gözaltına alındı, hapsedildi, işkence gördü. Bizim sevdiklerimiz, kardeşlerimiz gözaltına alınarak kaybedildi. Kaybedenler yargılanmadı hukuk işletilmedi. Daha ne kadar bekleyeceğiz. Talat işçiydi, sosyalisti… Kayıplarımız bulunana kadar buradayız. Anamın ömrü yetmedi Talat’ı bulmaya. Yasımız bitmedi. Talat’ı toprak anayla buluşturmadıkça vazgeçmeyeceğiz. Yaşılar, gençler, kadınlar, çocuklar… Duyun sesimizi. Çözüm istiyoruz. Bu ülkeye adalet gelmeli.”

Talat Türkoğlu kimdir?

Polis takibinde olan 45 yaşındaki Talat Türkoğlu 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için otobüsle İstanbul’dan Edirne’ye gitti. 1 Nisan 1996 tarihinde de İstanbul’daki evine dönmek üzere Edirne’den yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Türkoğlu ailesinin, İnsan Hakları Derneği’nin ve Af Örgütü’nün ilgili tüm kurumlar nezdindeki girişimleri sonuçsuz kaldı. Konu Meclis’e taşındı. Hükümet yetkilileri Türkoğlu Ailesi’nin iddialarının tamamen asılsız olduğunu söyledi. Talat Türkoğlu’nun gözaltına alındığı kabul edilmedi. AİHM’e taşınan davada Türkiye etkili bir soruşturma yapmadığı ve Talat Türkoğlu’nun yaşama hakkını korumaya yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm oldu. Bugüne kadar iç hukuktaki girişimlerinden sonuç alamayan aile 18 Ağustos 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.