ÇHD, Avukatlar Günü’nde savunmaya yönelik saldırılar gündemiyle açıklama yapacak

5 Nisan Avukatlar Günü’nde ÇHD İstanbul Şubesi, savunmaya yönelik saldırılar, hapishanelerdeki görüş kısıtlamaları ve avukat ‘yargılamaları’ gündemiyle İstanbul Barosu önünde basın açıklaması yapacak.

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi’nin çağrısı şu şekilde:

5 Nisan Avukatlar Günü
Basın Açıklamasına Çağrı

Savunma mesleğine yönelik baskı ve saldırılar, hapishanelerdeki görüş kısıtlamaları ve avukat yargılamaları gündemiyle 5 Nisan Avukatlar Gününde yapacağımız basın açıklamasına tüm üye ve meslektaşlarımızı çağırıyoruz.

*Tarih 5 Nisan 2019 Cuma
*Yer İstanbul Barosu Önü
*Saat 18.00

Çağdaş Hukukçular Derneği
İstanbul Şubesi

Savunmaya yönelik baskı ve saldırılar

Savunmaya yönelik saldırılar saymakla bitmeyecek kadar çok olsa da, hafızalardaki en çarpıcı örneği geçtiğimiz ay (20 Mart’ta) verilen karar ile toplam 159 yıl 1 ay 30 gün hapis cezası verilen Halkın Avukatları olmuştu.

12 Eylül 2017 tarihinde avukat bürolarına yapılan baskınla gözaltına alınan ve 20 Eylül’de tutuklanan avukatlar, 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra hakim önüne çıkabilmişti. İlk tutuklamalarından önce İçişleri Bakanlığı avukatları karalayan kitapçık çıkarmıştı.

14 Eylül 2018 günü görülen ilk duruşmalarında mahkemenin verdiği tahliye kararına, duruşmanın hemen ardından savcılık itiraz etmiş, ve gece yarısı görevli olmayan mahkemelerce verilen kararlar ile avukatlar yeniden tutuklanmıştı.

İkinci duruşmalarının son gün oturumunda ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, “Akşam saat 10’da tahliye kararı verilmesinden sonra hapishane müdürünü arayıp, hakimi ayarlıyorum, salıvermeyin, tekrar tutuklanacaklar dendiğini biliyoruz” sözleriyle durumu teşhir etmişti. Yine ikinci duruşmanın ilk günkü oturumunda İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel’e bir jandarma tarafından yumruk atılmış, tanığın yalan ifadesini ortaya çıkaran müdafi avukatları hakim salondan attırmış, yalancı tanıklık suçu ile ilgili ise hiçbir işlem yapılmamıştı.

Türkiye ve dünyadan birçok baronun “yargılama” bile sayılamayacağını ifade ederek kınadığı mahkeme sürecinin sonunda, yargılanan avukatların son sözleri bile sorulmadan, kendileri ve onları temsil eden avukatları duruşma salonuna alınmadan hüküm açıklanmıştı.

Ülkemizde avukatlar; gerek mesleklerini yapmaları sebebiyle ‘sanık’ rolü biçilen mahkeme ve tutukluluk süreçlerinde, gerek hapishanelerde veya karakollarda müvekkillerini temsil ederlerken, gerek ise kendileri ve meslekleri için “yasalarla güvence altına alınmış” haklarını talep ederken hayatın içinde kolluk güçleri tarafından sayısız şiddet eyleminin de muhatabı olmaktalar.

Avukatların mesleklerini yaparken karşılaştıkları şiddetin ve yasa ihlallerinin güncel örneklerinden birisi, 29 Mart tarihinde Tarsus Cezaevi’nde açlık grevindeki müvekkilleri ile görüşme yapan 4 avukatın gardiyanlar tarafından darp edilerek özgürlüklerinden alıkonulması ve İnfaz Hakimliği kararı olmaksızın görüşme notlarına el konulması olmuştu.

direnisteyiz.org