Burjuvazinin savaş ilanı… – İhsan Hacıbektaşoğlu

Dün Berat Albayrak dört bin yatırımcıya telekonferansla yeni dönem ekonomi yönetimini anlattı.

Aslında ortada yeni olan hiçbir şey yok. Dün ne yaptılarsa bugün de aynısını yapacaklarının sözünü verdi… Serbest piyasa ekonomisini terketmeyeceğiz, küresel piyasalarla iç içe olacağız, yatırımcıların tüm haklarını güvence altına alacağız ve merkez bankasının bağımsızlığına asla dokunmayacağız…

Burada verilen tek mesaj aslında merkez bankasının bağımsızlığı üzerinedir. Çünkü kayınpederi Londra’da verdiği beyanatta “merkez bankasına müdahale edeceğim” demişti. Bu açıklama yatırımcıları epeyce ürkütmüştü…

Erdoğan ısrarla “faizleri indireceğim” diyerek de yatırımcılara korku vermişti. Damat, bu korkuyu da, serbest piyasa kurallarına uyacağız, diyerek aşmaya çalıştı. Bunun açılımı şudur; piyasa faizleri yükseltmeyi gerekli kılıyorsa faizler yükselecek…

Diğer taraftan, hükümet sıkışan piyasalara destek olacak, dedi Albayrak. Yani özel sektörün vergi, SGK, dövizli borçları devletin güvencesindedir, dedi. Özel sektörün dış borcu 300 milyar dolar civarındadır. Albayrak “özel sektör borcunu ödeyemezse biz ödeyeceğiz” dedi…

Hasılı değişen bir şey yok…

Şimdi gelelim işin işçi ve emekçileri ilgilendiren tarafına.

Hükümet sermaye kesimini sonuna kadar koruyacağının sözünü verdi. Ya işçi ve emekçiler bu programdan ne alacak?..

“İstihdam piyasasının esnekliği önceliklerimiz arasında.” Bu sözler dün Berat Albayrak tarafından dilegetirildi. Aslında düne dair akılda kalan tek söz bu olmalı.

İstihdam piyasasının esnekliği ne demek? Çok uzatmaya gerek yok. Kiralık işçi büroları aktifleştirilecek. İşçi işverenin ihtiyacı olduğu zaman ve işverenin istediği süre içinde çalışabilecek. Sendika, örgütlenme, iş güvencesi, ücret yeterliliği gibi haklar söz konusu bile olmayacak…

Gerçek bir ücretli kölelik düzeni dayatması işçi sınıfının önüne konmuştur. Esasında bu sistemin altyapısı hazırlanmıştı. Bundan böyle hükümet bu uygulamayı kararlı biçimde uygulayacağını ifade etti…

Krizden çıkmak için başka da bir seçenekleri yok. İşçi ücretlerini olabildiğince aşağı çekerek süreci yönetecekler. Bunu yapabilmenin tek yolu da işçileri parçalara ayırarak örgütsüz bir güruh hâline dönüştürmekten geçiyor.

Sermaye sahipleri kendi sınıfsal çıkarlarına uygun davranıyor. Düşman sınıf olarak gördüğü işçi sınıfını parçalarına ayırarak onu tehdit olmaktan çıkarıyor.

Elbette işçi sınıfı da tarihinden aldığı derslerle gereğini yapacak ve örgütlenme silâhına sıkı sıkıya sarılacaktır. Başka da şansı yoktur…

Coğrafyamız sert sınıf mücadelelerine doğru hızla evrilmektedir. Safların giderek daha da netleşeceği bir sürecin içindeyiz.

Birleşik İşçi Kurultayı tam da böyle bir süreçte doğdu. Şimdi dört koldan kurultayı büyütmek zamanıdır.

Daha ne bekliyoruz?..

17.08.2018