Bu yalan daha çok su kaldırır mı? – Feyzullah Tunç

İçişlerinden sorumlu olan ve başka bir gezegenden Türkiye’nin içişlerine bakan kişi, sen hangi gezegenden bakıyorsun açıkcası bilmiyorum. Ya da o gezegene nasıl gittin onu da bilmiyorum. Fakat tahminlerim Tayyip’in Mars’a yaptığı yol ile bir yerlere gittiğini düşünüyorum. Ve muhtemelen de içişlerine Mars’tan bakıyorsun.

Ordan bakarken gayet güzel, rahat ve müreffeh gözüküyoruz herhâlde. Fakat şunu iyice bir anlayın; o çizmeye çalıştığınız müreffeh Türkiye aslında yok. Sadece siz insanlara öyleymiş gibi göstermeye çalışıyorsunuz hepsi bu.

Devletin imkânları ile bir gün orda bir gün burda gününüzü gün ederken, çevrenize ihaleleri paslayıp siz cebinizi doldurup haksız kazanç sağlarken, insanlar kan ağlıyor.

Ne ektikleri ekinden bir hayır görüyorlar, ne ürettikleri üründen.

Senin geçmişte Tayyip Efendi ile ilgili olarak, meydanlarda söylediklerin hâlen kulaklarımızda, gerçi olmasa ne olur, o kadar engellemeye çalışmanıza rağmen yapamadınız hepsi internet denen dünyanın içinde bulunuyor. Sen ve bir dönem başbakan yardımcılığı yapmış olan Numan Kurtulmuş’un toplantılarda, mitinglerde söylediklerinin kayıtlarını bulmak mümkün. Fakat iş menfaate evrilince, o söylediklerinizin, anlattıklarınızın bir hükmü kalmıyor.

Artık dönem cebini düşünme, ihaleleri yandaş ve yalakalarına peşkeş çekerek reisiniz gibi cüzdanınızı doldurma dönemi sizin için.

“Politika yalansız olmaz” derler, fakat sizden önce bir seviyesi vardı bu işin, sizinle birlikte artık o da ortadan kaktı.

Bu halka o kadar yalan söylediniz ki, bu vicdanla hâlâ nasıl uyuyabiliyorsunuz gerçekten akıl sır erdiremiyorum. Bir de utanmadan dinden, Müslümanlıktan bahsediyorsunuz.

İnsanlar evlerine artık patates alamazken, soğan götüremezken, sen kalkıp her şey yolunda, ekonomimiz süper, diyebiliyorsun.

Suruç’ta sizin partinin bir vekili İbrahim Halil Efendi bir katliam yapıyor. Onun bu katliamını temizlemek görevi sana düşüyor. Alıyorsun eline bir video kaseti, oradaki insanları tarif etmeye, insanları kafana göre kimliklere büründürmeye çalışıyorsun.

O videolardaki, yüzünü kameralardan gizleyen ve içeri giren pembe gömlekli kim peki onu da açıklasana ya da içeride silâh kullanılmadı diyorsun, vekilin abisi olduğu söylenen ve etrafına baktıktan sonra belinden silâhı çıkarıp 3-4 el ateş eden kareli gömlekli kim? Dışarıda otomatik silâhlarla dükkânı tarayanlar kim?

Soylu musun bilmiyorum ama senin her söylediğini doğru olarak kabul etmediğimizi bilmeni istedim. Sen öyle söyledin diye, o iş öyle olmuyor. Ve ne yazık ki GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMIYOR bakan efendi.

Öyle aval aval etrafına bakacağına biraz doğrulara bakmaya çalış, diyeceğim ama doğrular canınızı yakıyor hepinizin. Siz her şeyde adamınızı tutmayı bir erdem zannediyorsunuz, fakat kazın ayağı öyle değil.

Kürtler üzerinden kendinize bir çıkış yolu arıyorsunuz, HDP’yi kriminalize ederek, şovenist dalgayı güçlendirerek, Kürt bölgelerinde önceden gizli kapaklı yapmaya çalıştığınız ve yüzünüze gözünüze bulaştırdığınız baskı ve sindirme politikası ile bölgede oy almayı hesaplıyorsunuz. Fakat evdeki hesap çarşıya uymuyor.

Son koz olarak, Kandil’e saldırdığınız ve PKK üst düzey yetkilileri öldürdüğünüzü açıkladınız Tayyip Erdoğan’la birlikte. Ne hikmetse bu sizin açıklamanız öyle bir saldırı yapacaksınız ve buna yönelik Kandil’den bir açıklama gelmeyecek, gerçekten bu yalanınıza kendiniz bile inanmıyorsunuzdur diye düşünüyorum.

Yoksa yanılıyor muyum?

Menbiç’e operasyondan bahsediyorsunuz, ABD askerî heyeti sözcüsü bunun olamayacağını belirten bir açıklama yapıyor, sesiniz çıkmıyor.

Ve sonuç, seçim için elinizdeki en önemli iki kozunuzu da kullandınız, fakat toplumdan beklenen etkiyi yaratmadı. Beklediğiniz geri dönüş olmadı ve size yazık oldu.

Ne siz Kürtlerden istediğiniz oyu alabileceksiniz, ne de bu yönlü insanların KANI üzerinden kendi kirli, pis iktidarınızı sürdürmeye size izin verecek bu halk. Sizin seçim malzemeleriniz de elinizde patladı bu vesileyle.

Tabii bu esnada şunu eklemeden geçemeyeceğim; PKK kurulduğu günden itibaren, her gelen hükümet, her gelen başbakan ve genelkurmay başkanı sürekli PKK’nin kökünü kazıdılar, sürekli yöneticilerini öldürdüler, sürekli Kandil’e operasyon yaptılar.

Yaptılar da ne oldu?

Söyledikleri yalanlarla birlikte kendileri de tarihin çöp tenekesindeki yerlerini aldılar. Bitti, bitirdik dedikleri PKK hâlâ yerinde, hâlâ savaşmaya ve hâlâ Kürt ve diğer halklar için direnmeye devam ediyor. Siz de böyle olduğunu bildiğiniz hâlde bu yalana sarılmayı marifet zannediyorsunuz.

Bu yalan daha çok su kaldırır diye düşünüyorsanız büyük bir yanılgı içerisindesiniz.