Angel Prado ile söyleşi: “Krizin çözümü komünde” (1. Bölüm) – Ricardo Vaz

El Maizal komünü, Lara ve Portuguesa eyaletleri arasında uzanan ovaların ortasında kurulmuş bir komün. El Maizal, halk iktidarının inşasına dönük mücadele tarihiyle birlikte, Venezuella’daki komüncü projenin de amiral gemisi. Bu söyleşide, El Maizal komünü sözcüsü Angel Prado, komündeki siyasal projenin gidişatını, Aralık’taki tartışmalı yerel seçimleri, komünü, bugünün bağlamındaki rolünü ve komün meselesinin yeni anayasaya nasıl dahil edilebileceğini anlatıyor. [1]

Komün [2] ile birlikte yol alma düşüncesiyle birlikte “komünal şehir” üzerine tartışmalar da sürüyor. Bütün bunları bize açıklayabilir misiniz?

Bu topraklarda edindiğimiz siyasi deneyim ve güç ve bugüne kadar yaptıklarımız ile birlikte, El Maizal, bütün Simón Planas bölgesi ve belki de Lara eyaletinin geri kalanı açısından da bir kolektif önderlik rolü üstlenmiş oldu. Lara eyaletindeki ve Venezuella’nın dört bir yanındaki toplumsal hareketler ve halk hareketlerinden çokça dayanışma gördük ve buralardan pek çok arkadaş edindik. Bütün bu deneyime dayanarak ve bu sürecin geri döndürülemeyeceğini bilerek -süreç halk inisiyatifleriyle, önerileriyle ve katılımıyla her gün büyümektedir-, Başkan Chávez’in sürekli biçimde dile getirdiği sosyalizm hayalimizi inşa etmek için artık sadece El Maizal üzerine düşünmekle yetinmeyi bırakmamız ve daha üst bir düzeyde daha büyük bir örgütlenmeye doğru yol almamız gerektiğine inanıyoruz.

Ben, bunun bir ütopya değil, gerçekleştirilebilecek bir şey olduğuna inanıyorum. Burada, El Maizal’da, sürekli inşa halinde olan fakat sürekli şekilde ileriye doğru yol alan bir komün var ve bizim açımızdan bu ilerlemenin bir anlamı var. Hayatlarımızı buna adamış olmamızın nedeni de budur. Diğer bölgelere giderek, insanlara, halkın ihtiyaçlarına yanıt veren planlar ve projeler geliştirmeye fakat özellikle de insanların bu projeleri bizzat inşa ettikleri ve savundukları geniş bir örgütlenme dahilinde bir komünal şehir kurma çağrısında bulunmaya yetecek gücümüz var. İnsanlara bir söylemden ziyade somut sonuçlar sunmamız gerekiyor ki insanlar da bahsettiğimiz şeyin anlamlı ve mantıklı bir şey olduğunu görebilsinler.

Komünal şehir projesi, öyle kolayca gerçekleşmeyecek. Bu konudaki baş düşmanımız sağcılar çünkü komünal şehir bir yerde toprakların “komünleştirilmesi”ni de ima ediyor. Komünal şehir projesi daha kapsamlı ve üretim araçlarının yönetimini ele almak anlamında daha fazla iktidar içeriyor: Fabrikalar, şirketler vb. Bu anlamda, mevcut güç odaklarına karşı iktidar mücadelesi vereceğiz. Burjuvazi ekonomik nedenlerle Chávezciliği durdurmak istiyor. Maalesef bizim tarafta yer alan reformist kesimler de, işlerin böyle gitmesine alışmış olan hükümetimizdeki bazı siyasetçilerin ya da onlara yakın kişilerin ayrıcalıklarını tehdit eden eğilimleri ve siyasi akımları dizginlemeye çalışıyorlar.

Chávezci cephe içinde de bir mücadele var…

Bence bir tür siyasi tükenme ve artık hiçbir inisiyatifi kalmamış bitkin siyasetçiler ile karşı karşıyayız. Artık yaşını başını almış pek çok siyasetçi var ve bunlar muhtemelen Chávezciliğin Chávez’in ölmesiyle ya da Başkan Maduro’nun devrilmesiyle birlikte öleceğine inanıyorlardı. Pek çok siyasetçi geçtiğimiz yıllarda bir yandan zenginleri ve ayrıcalıklıları kayırırken diğer yandan halk katılımını yakınında tutarak ikili oynamaktaydı. Fakat en azından burada, Simón Planas’ta başka bir şeyin gelmekte olduğunu gördüler çünkü burada durdurulamayacak ve tek bir kişiye bağlı olmayan bir siyasi güç var. Mesela ben; ben sadece bir sözcü rolündeyim, hesap vermekle ve her zaman halkın çıkarlarıyla uyumlu hareket etmekle yükümlü olan bir sözcüyüm. Dahası, biz burada konuşurken, dışarıda çalışan, meclisler toplayan, toplantılar düzenleyen, faaliyetler örgütleyen, gönüllü iş projeleri yürüten vb. insanlar var.

Simón Planas belediye başkanlığı meselesinin bugünkü durumu nedir?

Bu konuyu konuşmak için, meselenin bağlamını hatırlamak önemli. 2017’de oldukça sert bir krizle karşı karşıya geldik: Bir ekonomik, siyasi ve (yine diyebilirim ki) ahlâki bir krizle, bir değerler kriziyle. Chávez ile birlikte bu oldukça ilginç devrimci süreci yürüttüğümüz için bizi cezalandırırcasına yürüyen şekilde Venezuella’ya karşı bir uluslararası saldırı vardı ve halen de var. Fakat 2017 yılı, çok zor bir yıl olmakla birlikte, aynı zamanda komüncü bakış açılarının hem siyaset ve seçimlerde hem de üretkenlik anlamında büyük başarılar ve ilerlemeler kaydettiği bir yıl oldu.

Başkan Nicolas Maduro bir Ulusal Kurucu Meclis (UKM) çağrısında bulunduğunda, Simón Planas’ın örgütlü halkı olarak bizler bir tür kendi siperlerimizi kazıp seçimlere katıldık ve %80 oranında oy aldık. Ben UKM bölge adayı olmakla görevlendirildim. Ardından Ekim’de ve Aralık’ta bölgesel seçimler ve belediye seçimleri yapıldı. Belediye seçimlerinde bizim topluluğumuz bu sürece de katılmayı önerdi ve Simón Planas komüncü hareketi bir kez daha bana bu sefer belediye başkanı adayı olma sorumluluğunu verdi.

Sonrasında pek çok şey yaşandı. Ne yazık ki hem sağcı siyasi güçler hem de hükümetimiz içindeki güçler bize tacizlerde bulundu. İktidarın önemli bir bölümünü elinde tutan halkımızdan doğru gelen bu türden müdahaleler üzücü şeylerdir. Hükümet Partisi PSUV (Venezuella Birleşik Sosyalist Partisi) listesinden ve yurtsever koalisyonun diğer partilerinden seçime girme talebimiz reddedildi fakat biz PPT’den (Hepimiz İçin Vatan Partisi) seçime girebildik. Seçimde bütün Venezuella’daki en Chavezci ve “PSUV’cu” bölgelerden birinde, PSUV’u ona belediye seçimlerindeki ilk yenilgisini tattırarak bozguna uğrattık.

Peki, seçimden sonra ne oldu?

Seçimleri tehditlere, şantajlara ve baskıya rağmen kazanmamıza karşın, seçim zaferimiz resmen tanınmadı (aslında belki de bunu bekliyorduk). Aldığımız oylar PSUV adayına aktarıldı. Seçim yetkilileri ile birlikte bütün bir yasal süreci yürüttük -Anayasa Mahkemesi’ne de başvurduk- fakat hiçbir yanıt alamadık. Biz de bu duruma karşı, komüncülerin Simón Planas’taki zaferi resmen tanınmıyorsa, o zaman seçimler geçersiz sayılsın ve yeni seçimler yapılsın, dedik. Yaptığımız her şey yasaldı, biz de bu meselenin çözüleceğini umuyorduk.

Fakat ne yazık ki bu konuda hiçbir resmî açıklama yapıldı. Bunun yerine, mesele görmezden gelindi. Yine de bizler kendi projemiz açısından belediye başkanlığının öyle olmazsa olmaz bir şey olmadığını biliyoruz. Üretmeyi, örgütlenmeyi bırakmayacağız. Devrim için oy vermeyi ya da Başkan Maduro’yu desteklemeyi bırakmayacağız. Bunu her zaman açıkça beyan ettik. Nicolás Maduro’ya desteğimizi sunmakta tereddüt etmeyeceğiz çünkü başkanlık görevindeki Maduro’yla karşı karşıya gelmek yerine ileriye yol alabileceğimize inanıyoruz. Bir belediye ya da bir siyasi partinin yaptıkları ya da hükümetin bizi belirli bir dönemde yok sayması yüzünden stratejik düşmanı gözden kaçırmayacağız. Bizler hâlâ Chávezciyiz.

Sizce Venezuella’nın mevcut bağlamı dahilinde komün nasıl bir rol oynayabilir?

Benim bakış açıma göre, eğer hükümet komüncülük meselesine daha yakından bakarsa, komünün aslında içinde bulunduğumuz krizin çözümü olduğunun ve ideolojik olarak Chávezci projeyi (Chávez’in bizlere verdiği sosyalizmi inşa etme görevini) derinleştirebilecek güç olduğunun farkına varacaktır.

Üretim ve katılım dinamiğiyle komün bize aynı zamanda özel sermayeye ve hükümetin himayesinden kurtulmakta da yardımcı olabilir. Ülkenin dört bir yanında kurulmuş olan “hücreler” kurdukça ve halkın siyasi bilincini, yeni bir kültürü ve topluluklar arasında ortak iyiyi öne çıkaran yeni ilişkileri geliştirmeye çalıştıkça, işte o zaman kumandan Chávez’in ileri sürdüğü toplum modeline doğru adım atabiliriz.

Ne yazık ki devletin içinde, devlet ile halk ve toplum kesimleri arasında ve devlet ile komün arasında büyük çelişkiler söz konusu. Hükümet ekonomik açıdan çok güçlü olduğu için büyük kararlar alabilme kapasitesine de sahip ve bazen tek bir darbede ilginç deneyimlerin sona ermesine yol açabiliyor. El Maizal’da bizlerin örgütümüze, deneyimimize karşı vurulan darbelere karşı ayakta durma kararlılığımız, gücümüz ve becerimiz var. Pek çok sabotaj girişimi oldu fakat bizler bunlara karşı koyduk.

Direnmenin ötesinde, karşımızdaki düşmana karşı, bu düşman ister burjuvazi ister oligarşi isterse reformizm olsun, saldırmaya devam etmemiz gerekiyor. Reformistler, uzun zamandır birikim yapmış zenginlerin yerine devrimci söylemlerine karşı halkın yakarışlarına kulaklarını tıkayan yeni bir bürokratik burjuvaziyi geçiren ve bir sınıftan yana olan bir sistemi korumanın derdindeler. Bizler bu koşullar altında yaşamak istemiyoruz, Chávezciliğin iktidardan düşmesini arzulamıyoruz ya da reformizmin önemli gerilemelerin yaşandığı Brezilya’da ve Arjantin’de olanlara benzer şekilde Venezuella’da da gerçekleştirmesine izin vermeyeceğiz.

Notlar
[1] Söyleşinin 2. Bölümünde El Maizal komününün üretim faaliyetlerinin yanı sıra devletle olan karmaşık ilişkisi hakkında konuşacağız.
[2] Komün, Chávez tarafından sosyalizmin inşası için temel bir halk iktidarı birimi olarak önerildi. Komünal konseylerin ve diğer örgütlerin bir araya gelmesiyle, komün düşüncesi, hem üretim araçlarının hem de siyasi iktidarın çeşitli alanlarının denetiminin kademeli bir şekilde alınmasıyla meclisler üzerinden toplulukların iktidarı doğrudan kullanmasına izin vermektedir. Chávez bu düşüncelerin pek çoğunu “Merhaba Başkan” adlı televizyon programında ortaya koymuştu.

[Venezuelanalysis’teki İngilizce orijinalinden Soner Torlak tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]