AK Parti ile MHP aşkı… – İhsan Hacıbektaşoğlu

AK Parti ile MHP aşkı, inişli çıkışlı grafiğini sürdürmeye devam ediyor. İki sevgili bir dargın bir barışık geçiriyorlar günlerini. Sevgi var ama huzur yok…

Bugün grup toplantısında Devlet Bey köprüleri attı. İttifak bitmiştir, dedi. Bir alkış bir kıyamet. Daha sonra Devlet Bey’den yeni bir açıklama geldi. Cumhur ittifakı sürüyor, yerel seçimlerde ittifak yok…

Hasılı bir türlü ayrılamıyorlar…

Devlet Bey’in partneri Sayın Erdoğan da boş durmadı. O da Devlet Bey’e ince ince veryansın etti. Türkçülük üzerinden, af meselesindeki çelişkilerden yüklendi Erdoğan…

Bu türden kavgalar olur. Kimse bu kavgalardan derin anlamlar çıkarmasın. Aslolan devletin bekasıdır. O noktada sadece iki parti değil diğerleri de ipe dizilir…

Şimdi soru şudur; Sayın Bahçeli grupta ittifak bitti açıklaması yaptıktan sonra neden geri adım attı? Biten ittifakın “cumhur ittifakı” değil yerel seçimlerle ilgili olduğunu söyleme gereğini neden duydu?

Belli ki birileri Devlet Bey’in kulağına üfledi…

Böyle anlamakta hiçbir beis yok…

Bugün Erdoğan’ın konuşmasının satır aralarını iyi okumakta fayda var. Erdoğan kısa bir süre önce Diyarbakır’da Kürtlere seslendi. Kürt halkını iyi anlayamadıklarını ifade etti. Yerel seçimler öncesi Kürt halkına yeniden elini uzattı. Hemen ardından bugün ise andımız üzerinden Türk kimliğini dayatmanın Kürt kimliğinin dayatılmasını meşru kılacağını söyledi. Ve İslam kardeşliğini öne çıkardı…

Kürt halkı bunca badireyi atlattıktan ve onlarca kez kandırıldıktan sonra Erdoğan’ın peşine takılır mı bilinmez. Görünen o ki AK Parti ile MHP’nin söz düellosunun bir nedeni de yerel seçimlerde Kürt oylarını sisteme bağlamakla ilgilidir…

Bir başka nokta ise ekonomik krizin inim inim inlettiği Türk ve Kürt işçi ve emekçilerinin manipüle edilmesidir. Biliyoruz ki, işçi ve emekçi halkımız bu iki gerici sermaye partisine ciddi destek vermeye devam etmektedir. Bu partilerden beklenti içindedirler. İki partinin sözde çatışması ise sınıfı bölen bir işlev görmektedir…

İşçiler bilmelidirler ki, burjuva gerici partilerin kayıkçı kavgası sorunlara çözüm üretemez. Aksine işçiler kendi doğal hakları için sokağa çıktıklarında bu partiler derhal birleşmekten geri durmazlar…

Bunun binlerce örneği var…

Bırakalım onlar kavga etsinler. Hatta birbirlerini yesinler. Biz ise sınıf kardeşliği temelinde bir araya gelmeye ve örgütlenmeye devam edelim…

Şayet bunu yapabilirsek kısa zamanda safların nasıl şekilleneceğini görürüz…

Onlar bir tarafta, biz bir tarafta…