10 Ekim Ankara katliamı davasında karar sonuçlandı: 9 sanığa 100’er kez müebbet hapis cezası verildi

10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nda, 9 IŞİD sanığına 100 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken dava boyunca hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı, devletin sorumluluğunun üstü örtüldü.

10 Ekim Ankara Katliamının 10. grup duruşmalarında tüm itirazlara rağmen karar açıklandı. 100 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan 9 IŞİD sanığı ayrıca öldürmeye teşebbüsten 10 bin 557’şer yıl hapisle cezalandırıldı.

Kamu görevlilerinin yargılanmadığı davada tutuklu sanıklardan tahliye olan olmadı.

KAMU GÖREVLİLERİ NEDEN YARGILANMALI, İHMALLERİ NELER?

103 kişinin öldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı 10 Ekim Katliamı’ davasında 19’u tutuklu 36 sanık yargılandı. Yargılama sürecinde kamu görevlilerinin de olayda ihmal ve sorumluluklarının bulunduğu belgelendi. Ancak tüm kanıtlara rağmen  9. tur duruşmasında mütalaasını veren savcı ‘sorumlu kamu görevlilerinin de yargılanması’ talebini reddetti. İşte o ihmallerden bazıları:

  • Miting öncesinde tertip komitesi, saat 08:00 – 16:00 arasında gerçekleşecek miting için Ankara Emniyeti’nden önlem alınmasını istedi. Ancak Emniyet, trafiği gerekçe göstererek miting saatini 12:00 – 16:00 olarak değiştirdi.
  • Sağlık Müdürlüğü, iki ayrı patlamadan 5 dakika sonra ambulansların olay yerine ulaştığını söyledi. Yine patlama sonrasında 11 ambulansın hiç hasta almadığı, sadece 9 ambulansın yarım saat sonra olay yerine geldiği, ambulansların büyük bölümünün de olay yerinden 1 kilometre ötede beklediği ortaya çıktı.
  •  Mitinge katılanların güvenliğini sağlamakla görevli polisler, yaşanan iki patlamanın ardından cehennem yerine dönen alandaki yaralıların üzerine biber gazı sıktı. TTB 10 Ekim Raporu’nda, gaz nedeniyle birçok yaralının öldüğünü söylendi.
  •  Mülkiye Müfettişleri katliamda kamu görelilerinin ihmali olup olmadığına ilişkin ön inceleme raporu hazırladı. Rapor 11 kamu görevlisi hakkındaydı. Ankara Valiliği müfettişlerin “ihmali olabilir” dediği kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin vermedi.
  • Mülkiye Müfettişlerinin raporunda katliamın adım adım bilindiği şüphesi oluşturacak birçok delil vardı. Bombacılardan Yunus Emre Alagöz’ün kendini patlatacağına yönelik istihbarat bilgisi 8 Ekim 2015’de alınmış ancak 2 gün bekletilmişti. Bekletilen istihbarat 10 Ekim sabahı saat 09:28’de geçildi. Bu bilgi Terörle Şube Müdürlüklerinin (TEM) eline ise bombalar patladıktan 3 saat 44 dakika sonra ulaştı. 8 Ekim’de gelen istihbaratı TEM’e geç gönderen kişi ise Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’ti. Dinç hakkında Mülkiye Müfettişleri bile soruşturma yürütememişti. Dinç, öldürülen gazeteci Hrant Dink davasında da istihbarat bilgisini paylaşmadığı iddiasıyla yargılanıyordu.
  • 10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin takipsizlikle sonuçlanan kolluk ve mülki amirler hakkındaki soruşturma dosyasında ifadesi bulunan Ankara Emniyeti Güvenlik Şube Müdürlüğü amirlerinden A.A, MİT, TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarını önlem almamakla suçladı. AA, saldırıda kullanılan patlayıcının Antep’te hazırlandığını ve bu ilden çıkışla eylemin yapılması arasında 12 saatlik bir süre olduğunu, Ankara’ya gelene kadar neden durdurulmadıklarını sordu.
  • Katliamdan 9 ay sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede ilgili kamu görevlilerine yer verilmedi.
  • 10 Ekim davasının ilk duruşması 7 Kasım 2016’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanıklardan Yakup Şahin, “Polisler bana eline sağlık birkaç da çocuk ölmüş ama önemli değil deyip güldüler. Benimle selfie çektirdiler” dedi.
  • IŞİD’in Gaziantep emiri olan ve örgütün Türkiye’deki saldırlarını organizen eden, örgüte bombacı bulan Yunus Durmaz’ın 2009 yılında El Kaide üyeliğinden sorgulandığı ve serbest bırakıldığı belirlendi.
  • IŞİD’in teknoloji mecmuası emiri, ‘Ebu Musa’ kod adlı Ersen Çelik, Gaziantep Emniyeti’ne verdiği ifadede, Suriye’deyken MİT yetkilileriyle Whatsapp’tan yazıştığını, bombalı eylemleri gerçekleştirecek isimleri bildirdiğini ve yazışmaların halen kayıtlarda bulunduğunu söyledi.
  • 10 Ekim davasında tanık olarak ifade veren Cuma Dabanıyassı’nın, 10 Ekim davası sanığının ifadesiyle gözaltına alındığı, hakkında ayrı bir dava açıldığı ve 4 ay tutuklu kaldığı ortaya çıktı.
  • Ankara Gar Katliamı bombacısı Yunus Emre Alagöz’ün telefonlarının polis tarafından dinlendiği, konuşmalarında “suç unsuru” bulunmasına rağmen yakalanmadığı ortaya çıktı.
  • 10 Ekim Katliamı davasının 8. duruşmasında IŞİD’in Türkiye Emiri olduğu söylenen İlhami Balı’nın telefon tapelerinde bir askere “Bir isteğin var mı?” diye sorduğu, askerin ise “şıhım” diye hitap ettiği öğrenildi.

Hakkında müebbet hapis cezası verilen sanıkların isimleri şöyle: Abdulmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakup Şahin, Hakan Şahin, İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Hacı Ali Durmaz.

Sanıklar Esin Altıntuğ, Hatice Akaltın, Abdulhamit Boz, Yakup Yıldırım için alt sınırdan, sanıklar Burak Ormanoğlu, Suphi Alpfidan, Talha Güneş, Mehmedin Baraç ve Nihat Ürkmez hakkında “terör örgütü üyeliği” suçundan karar verildi. Erman Ekici için yöneticilikten ceza verildi.

Kararın açıklanmasının ardından küfür ve hakaret eden IŞİD sanıkları salondan çıkarıldı.

Aileler karara tepki gösterdi

Katliam mağduru aileler ve avukatlar duruşma salonu dışında bir araya geldi. Kapatılan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun karar sonrası yapılan ilk açıklamada, “Tarihlerin bizim hayatımızda önemi çok önemli. Bugünün en az 10 Ekim gibi önemi var. Tarihi bir karar verildi. Yargılanan sanıklar ceza aldılar. Bu sanıkların bir kısım failler olduklarını biliyoruz. Ben şu an her birinizi tek tek öpmek istiyorum. İnsanların sosyal medyada izlemeye dahi dayanamadığı kare varken, sokağa dahi çıkmak istemezken biz Ankara’ya geliyorduk. Hayatlarımızdan iki yıl yargılama, üç yıl da umutlarımız çalındı. Biz insan üstü çaba gösterdik” dedi.

Bütün eksikliklere rağmen karar verildi

Karar ile ilgili açıklama yapan 10 Ekim Davası avukatları davanın büyük bir aceleyle bitirilmek istendiğinin altını çizerken mahkeme heyetinin, bütün eksikliklere rağmen karar verdiğini belirtti. Avukatlar yaptıkları açıklamada “Katliamın gerçekleşmesinde kusuru ve sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisi yargılamaya dahil edilmemiş, devletin sorumluluğunun üstü örtülmüştür” ifadelerine yer verdi.

Firari veya ismi tespit edilemeyen katliamla bağı olan IŞİD’lilerin tespiti yapılmadığı belirten avukatlar 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın insanlığa karşı suç olduğunu vurguladı. Mahkeme heyetinin bu gerçeği yok sayarak karar verdiğini belirten avukatlar davaların Sincan Cezaevi Kampüsü’ne taşınmasına da tepki gösterdi.

Avukatlar tarafından yapılan açıklama şöyle: