10 Ekim Ankara Katliamı davasında 1. gün

DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin 10 Ekim 2015 tarihinde düzenleyeceği “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” öncesinde IŞİD, Ankara Tren Garı’nda bombalı saldırı düzenledi. Saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti. Katliamla ilişkin Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması FETÖ sanıkları için özel olarak inşa edilen Sincan Ceza İnfaz Kurumu içerisindeki duruşma salonunda görülmeye başlandı.

10 Ekim Ankara Katliamı davası bugün Sincan Cezaevi İnfaz Kurumu’nda başladı. Duruşma salonu çevresinde polis ablukası vardı. 3 gün sürecek duruşmada karar açıklanması bekleniyor.

Duruşma öncesinde çeşitli illerden ve Kızılay’dan otobüsler kaldırıldı. Duruşmayı izlemeye gelen mağdur aileleri 4 arama noktasından geçirildi. Aileler, 6 noktada kimlik kontrolü yapıldı. Cezaevi kampüsünün çevresindeki bazı noktalarda TOMA ve akrep araçları konumlandırıldı. Duruşma salonuna sarı basın kartı olmayan basın emekçileri alınmadı. Mağdur aileleri X- Ray cihazından geçirildi. 10 kişilik gruplar halinde duruşma salonuna alındı. Mağdur aileleri salonda kendilerine ayrılan bölümün tamamını doldurdu.

Başkan, heyet ve savcı duruşma salonuna gecikmeli girdi. Dışarıda bekleyenlerin de içeri girmesiyle birlikte duruşma başladı. 450 civarı katılan olduğu tahmin ediliyor. Salonun büyüklüğü dolayısıyla aileler, mahkeme heyetini, sanıkları ve avukatlarını görmekte zorlandı, seslerini duyamadı.

Mahkeme Başkanı, dava dosyasına sanık ve mağdur avukatlarının gönderdiği dilekçeleri okudu. Mağdur ailelerinden birinin “Burada katliam yapıldı” feryadını duyan Mahkeme Başkanı, konuştuğu mikrofonun sesinin yükseltilmesini istedi. Giray, sanıklar hakkında dava dosyasına gelen belgeleri okumaya devam etti. Giray, mağdur avukatlarının savcının mütalaasına ilişkin sunduğu bir klasörlük itiraz dilekçesi olduğu söyledi.  Savcı daha önce verdiği mütalaasını tekrarladı ve bu mütalaa doğrultusunda karar verilmesini istedi.

Katılanlar vekili Av. Murat Kemal Gündüz “50 celsedir Sıhhiye’de yargılamayı sekteye uğratacak hiçbir şey olmamasına rağmen davayı Sincan’a naklettiniz. İtiraz ettik, reddedildi. Duruşma şehirden kaçırıldı! Müvekkillerimizi göremiyoruz, sizi dahi zor görüyoruz.” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.

Katılanlar vekili Av. İlke Işık “7 Kasım 2016’dan beri bu katliamı her yönüyle anlatmaya çalıştık. 103 insan hayatını kaybetti ve yakınları buradalar, 2 yıldır bu davanın peşindeler. Esas hakkında mütalaaya karşı müvekkillerimizin beyan etmek istedikleri var. Müvekkillerimiz beyanda bulunacaklar.” dedi.

Av. Ziynet Özçelik “Katılanların düşüncelerini bizzat ifade etme hakları vardır. Buraya gelebilen katılanlar karar duruşmasında, yargılamanın bir suresi olarak beyanda bulunacaklar.” diyerek tepki gösterdi.

Daha sonra mahkeme başkanının bu bildirimi reddetmesi üzerine Av. Mehtap Sakinci Coşgun söz aldı “Silahların eşitliği ilkesi gereği, davanın asıl tarafı olan katılanları olarak beyanda bulunacağız.” dedi. Heyetle yapılan tartışmalar sonucunda katılanların aralarında belirledikleri 6 kişinin beyanda bulunulması kararlaştırıldı. Duruşma devam ediyor.

Zöhre Tedik: Tek talebimiz barıştı

Mahkemede konuşan Katliamda yaşamını yitiren EMEP GYK Üyesi Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik, “10 Ekim 2015’te ailece alana gittiğimizde tek talebimiz barıştı. Türkiye’nin her yerinden insanlar Ankara’ya geldiler. Oğlumu kaybettik, onu ararken üzerimize gaz bombası atıldı. Taleplerimizin hiçbiri göz önüne alınmadı. Bütün bunlara göz yuman kamu görevlileri neden yargılanmıyor? Bu salona gelirken kaç aramadan geçtik, katliam günü neden bu aramalar yoktu? Keşke önlemleri o zaman alsaydınız. Bu sanıklara verilen ceza adaleti getirmeyecek. Asıl sorumlular yargılanmadan bizim içimiz rahatlamayacak. Hiçbir şey benim oğlumu geri getirmeyecek ama bu mütalaa ile bir kez daha bizi öldürdünüz. ” dedi.

Katılan Kemal Kılıç, “Bugün burada açık yargılama yaptığınızı söylüyorsunuz ancak bugün defalarca aramadan geçtik. Adalet bulacağımızı düşündüğümüz yerde adaletsizliğin en büyüğünü yaşıyoruz.” dedi.

Söz alan Ayşegül Duman da “Ben buraya Artvin Şavşat’tın bir köyünden yüzde 45 engelli geldim. Fizan’a da götürseniz gelirim. Bu katliamdan 8 ay sonra psikolojik tedavi ve ilaç kullanmaya başladım. Bugün içeri girerken duruşma salonuna ilaçlarımı almadılar. Gerçek adaleti sağlamazsanız bundan sonra olacak katliamların vebalini almaya hazır mısınız? Biz tarihe adımızı kanla yazdık, siz de adaletle yazın. Bu sanıklar zaten ceza alacaklar da bizim derdimiz sadece bunlar değil. Bu katliamın yolunu açanlar yargılanmazlarsa yarın yine bu suçu işleyecekler ve masumlar ölecek. Bunun vebalini almaya hazır mısınız?” dedi.

Özcan Yaman da “Bu duruşma salonuna ilk defa geldim, havaalanında uçağa binmek buraya girmekten daha kolay. İroni yarattı, çünkü olay günü tam tersi vardı.” dedi.

Katledilen Av. Uygar Coşgun’un annesi Emel Coşgun, “Ben meslektaşınız Av. Uygar Coşgun’un annesiyim. Bir meslektaşınızın da katledildiği gerçeğini hatırlayarak bir karar vermenizi istiyorum. Bu davanın bu aşamada bitmesini kabul edemiyorum. Asıl suçlular dışarıda gezerken, toplanmayan onca delil varken yüreğim kabul etmiyor.” diyerek tepki gösterdi.

Ahmet Andiç, “Devlet, izin verdiği mitingde vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak zorundadır. Ama bu katliamı yapanlar bir yerden destek gördüler. Katliama yol verenlerin dosyada olması gerekirdi. Mülkiye müfettişleri raporuna rağmen bu kişilerin yargılanmasının önü kapatılıyor.” dedi.

Bahadır Kılıç, “Yaşadığım ağır yaralanma ve psikolojik travma sebebi ile duruşmaya ilk kez katılabiliyorum. İkinci patlama çok yakınımda oldu ve hemen peşine polisin gaz bombaları geldi. Ama hiçbiri yargılanmıyor. Adalet iktidarın özel mülkü olmuş durumda. Yüzlerce insanın kanı var. Hangi kaygı ile bu davayı apar topar bitirmek istiyorsunuz? Öldürüldük, tutuklandık ama barış talebimizinden hiçbir zaman vazgeçmedik. Barış talebimizin yanına adalet talebimizi de ekledik.” diyerek tepki gösterdi.

Katılan Çağlayan Bozacı’nın iktidara yönelik eleştirileri sebebi ile beyanı mahkeme başkanı tarafından kesildi. Duruşmaya 14.00’e kadar ara verildi.

Aranın ardından ailelerin avukatların Av. Tonguç Cankurt söz alarak “IŞİD soruşturmalarının farklı illerde sonuçsuz kalmasının nedeni iktidarın ceza yargılaması politikasının bir sonucudur. Sormak gerekir acaba bu katliam tek başına IŞİD eylemi midir? 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri arasında söylenen sözlerle alakalı olabilir mi bu eylem?” dedi. Ardından Av.Kazım Bayraktar ise: “Siyasal iktidar bu çetelere politikaları gereği terör örgütü diyemedi. Türkiye’nin adı dünyada cihatçı otobanı olarak anılmaya başlandı. Bu cihatçıların binlerce üyesi Türkiye sınırından Suriye’ye geçti.” dedi.

Katılanlar Vekili Av. Nuray Özdoğan ise: “Dosyanın tasnifi “gar patlaması” olarak yapılmış. Bu bir “patlama” değil “katliam”dır ve böyle alınmalıdır.” diyerek tepki gösterdi.

Av. İlke Işık: “Tek bir kamu görevlisi hakkında devam eden bir soruşturma nasıl olmaz böylesi bir katliamda? O mitinge Valilik, Emniyet Genel Müdürlüğü izin verdiyse, can güvenliğini almak onların görevidir.”

Gelişmeleri aktaracağız..